İslam Dışı Dinlerde Nübüvvet

Nebe’ (Haber) ve nebve (yükseklik, yücelik) terimlerinden türetildiği düşünülen nübüvvet ve nebî kavramları için yaygın olarak Türkçede Farsça kökenli peygamberlik ve peygamber terimi kullanılır. Allah’tan vahiy yoluyla aldığı bilgileri tebliğ ve tebyin etmekle görevlendirilen elçiyi ifade etmek için Kur’ân–ı Kerîm’de nebî terimi yanında resûl (elçi) ve mürsel (gönderilen) terimleri de kullanılır. Bu terimlerin birbiriyle irtibatı […]

Din Felsefesinde Nübüvvetin Yeri

Din felsefesi, dinî inançların aklî olarak izah edilmesi ve değerlendirilmesi ile ilgili felsefe disiplini olarak kabul edilir. Dinin nasıl bir şey olduğu, nasıl tanımlanacağı konusunda pek çok farklı görüş vardır. Ancak tartışma götürmeyecek bir husus şudur: Dinlerde yahut da dinî geleneklerde, insanın hayatını anlamlandırmasını ve davranışlarını yönlendirmesini sağlayan öğretiler mevcuttur. Bu öğretilerin insanın tabiî bilme […]

Hakikatin Gölgesindeki Ferahlık: Salât u Selâm

Nakş idüp tasvîr–i hüsnün hâne–i endîşede Neşr içün eltâfını ihsâna ettim ibtidâ Mâlik oldum mâye–i iksîrine ol cevherin Bezl için gevherlerin dükkâna ettim ibtidâ  —Abdullah Ferdî   Mevlânâ’nın şu beytini hatırlayarak söze başlayalım: Çûn peyamber ez birûn bângî zened Cân–ı ümmet der derûn secde koned “Peygamber dışarıdan seslendiği ve vahyi insanlara duyurduğu zaman, ümmetin ruhu […]

Tasavvufta Nübüvvet–Velâyet İlişkisi

Bir peygamberin dünyadaki hayatının sona ermesinin ardından onu takip edenlerin peygamberin getirdiği hakikat dünyasıyla irtibatı ne olacaktır? Hz. Peygamber’in âhirete teşrif ettiği saatlerde Hz. Ebû Bekir’de temessül eden sükûnet ve temkin hali, şüphesiz ki onun bu soruya verdiği cevapla ilgiliydi. Bu tavır, her şeyden daha çok nübüvvetin ve onun mirasının “tarihsel” bir darboğaza sıkıştırılamayacağına yönelik […]

Parmenides’in “Kouros”undan Platon’un “Sofos”una ve Fârâbî’nin “Nebî”sine: Nübüvvetin Felsefî Öncülleri Üzerine Bir Deneme

0. Nübüvveti felsefî bir şekilde ele alan ilk İslam filozofunun Kindî olduğu bilinir ama onun bu konuda kaleme aldığı Tesbîtu’r–rusul isimli eser günümüze ulaşmamıştır. Dolayısıyla nübüvvet konusunda onun ileri sürdüğü görüşlerin ne olduğunu bilmiyoruz. Kindî’nin aksine Fârâbî’nin nübüvvet konusundaki yaklaşımının tüm ayrıntılarına sahibiz. Fârâbî, nübüvveti felsefî olarak konumlandırırken Yeni Platoncu sudûr kuramının sunduğu çerçeveyi dikkate […]

Tecrit ile Teklif Arasında İnsilâh: İbn Haldûn’un Nübüvvet Düşüncesi

Nebî kelimesinin iki ayrı kökten gelebileceği meselesi, –n–b–e/ء üzerinden “Haber vermek, duyurmak” ile n–b–v üzerinden nübüvve/nebâve, yani “yerden yükseklik ve yücelik” şeklindeki farklı anlamlar, klasik sözlüklerde kaydedilmiş teknik bir iştikak tartışmasının ötesindeki bir soruna da işaret eder. Bu sorun şudur: Nebî kelimesinin hangi kökten geldiğine karar vermek, o kelimenin taşıyacağı ontolojik yükü de önceden işaretler. […]

Usûleynin Kesişme Noktasında Haber ile Kesinlik Arayışı ve Mütevâtir Haber Teorisinin Teşekkülü

Kişinin bizzat tanıklık etmediği bir konuda, tanıklık bilgisine eşit sayılabilecek bir bilginin Haber vasıtasıyla elde edilebileceğinin temellendirilmesi, dinin tarihî gerçekliği ile aslî ilke ve uygulamalarına epistemik bir dayanak sağlama konusunda hayatî öneme sahiptir. Haber müstakil bir bilgi kaynağı olmasaydı bir peygambere tanıklık eden ilk nesilden sonrakiler için, o peygamberin getirdiği dinî yapı şaibeli hale gelebilirdi. […]

Mişkâtu’n–nübüvve: Nübüvvet Nişi mi Nübüvvet Kandili mi?

Mişkât, kelime olarak “oyuk” demektir. Kandillerin konulduğu duvar nişini ya da lambaların yerleştirildiği özel mekâna mişkât denir. Buna göre mişkâtu’n–nübüvve lafzen “nübüvvet nurunun kendisinden yayıldığı oyuk” anlamına gelir. Ancak Türkçede daha iyi anlaşılması ve güçlü bir çağrışım uyandırması için veya başka bir anlamı ifade etmesi için bu tamlama mısbâhu’n–nübüvve anlamında nübüvvet kandili olarak karşılanıyor. Ben […]

Nebî’nin Getirdiği Büyük Haber Nedir?

Bildiğimiz insanlık tarihinde muhtelif isimler adı altında hakikat bilgisine sahip olup insanın hakikat arayışında yol gösterici ve rehber konumunda bulunan şahsiyetler daima var olagelmiştir. Fakat nübüvvet meselesinin nazarî düşüncenin esasına yerleşmesi İslam döneminde vuku bulmuştur. Bunun sebebi açıktır: Bütünüyle bir peygamber tarafından inşa edilen yegâne siyasî, iktisâdî ve hukûkî nizam, geniş anlamıyla İslam’dır. Bu bakımdan […]

Görünüş, Gerçeklik ve Sâdık Haber

İçine doğduğumuz varlık âleminde tedirginlik içerisinde buraya neden geldiğimizi, nereden geldiğimizi ve burada bizden ne beklendiğini sorarız. Bu soru insana sonradan telkin edilen bir meraktan değil, varoluşla birlikte kendisini ona dayatan aslî bir temayülden neşet eder. İnsan yalnızca bir şeyleri gören, duyan, dokunan ve koklayan bir canlı değildir; gördüğünün ne olduğunu, duyduğunun nereden geldiğini, dokunduğunun […]