Din Felsefesinde Nübüvvetin Yeri

Rahim Acar

Rahim Acar



Din felsefesi, dinî inançların aklî olarak izah edilmesi ve değerlendirilmesi ile ilgili felsefe disiplini olarak kabul edilir. Dinin nasıl bir şey olduğu, nasıl tanımlanacağı konusunda pek çok farklı görüş vardır. Ancak tartışma götürmeyecek bir husus şudur: Dinlerde yahut da dinî geleneklerde, insanın hayatını anlamlandırmasını ve davranışlarını yönlendirmesini sağlayan öğretiler mevcuttur. Bu öğretilerin insanın tabiî bilme yetileriyle erişebileceği bilginin ötesinde bir kaynaktan alındığı kabul edilir. Bu öğretilerin kaynağı konusunda muhtelif dinî geleneklere göre farklılık arz eden inançlar vardır. Bunlara dâir monoteist dinî gelenekler bağlamında bir açıklama, bunların Tanrı’dan vahiy alınmasıyla yani Tanrı’nın bildirmesiyle erişildiği şeklindedir. Bu açıklamayı dikkate alarak dinlerin tesisini sağlayan, ilâhî kaynaktan elde edildiği kabul edilen dinî öğretilerin bilgi kaynağının dinî tecrübe olduğunu kabul edebiliriz. 

Ancak dinî tecrübe çok geniş bir kavramdır. Her dinî tecrübe iddiası bir din tesis etme;  Tanrı’nın nasıl bir şey olduğu ve bizden ne istediği konusunda başka insanlar için de bağlayıcı olma iddiası taşımamaktadır. Din felsefesi alanıyla ilişkilendirilen filozofların çalışmalarında dinî tecrübenin ne olduğu, nasıl anlaşıldığı veya anlaşılması gerektiği ile ilgili pek çok tartışma vardır. Dinî tecrübenin ne olduğunu anlama hususunda dinî tecrübenin farklı türlerine dâir Richard Swinburne’un yaptığı tasnif dikkate değer. Swinburne’ün beşli tasnifine göre, Tanrı’nın veya mutlak gerçeğin tecrübesi, (1) “sıradan, herkesçe bilinen bir duyu nesnesi vasıtasıyla” (2) “sıra dışı fakat herkesçe bilinen bir duyu nesnesi vasıtasıyla”, (3) “kişiye mahsus olan ve normal duyu diliyle tasvir edilebilen duyumlar vasıtasıyla”, (4) “kişiye mahsus olan fakat normal duyu diliyle tasvir edilemeyen duyumlar vasıtasıyla” veya (5) “hiçbir duyum vasıtasına dayanmaksızın” olabilir.1 Dinî tecrübenin bu türleri arasında belki dördüncü ve beşinci türünü dinî tecrübenin bir alt kümesi olarak mistik tecrübe başlığı altına yerleştirebiliriz. Diğer üç dinî tecrübe türü arasında, özellikle üçüncü türü, nübüvvet ile ilişkilendirebiliriz. Çünkü bu tecrübede tecrübenin aklî olarak kavranabilen ve dille ifade edilebilen bir içeriği vardır. Ancak bu tecrübelerin İslam dinî geleneğinde anlaşıldığı şekilde sadece Nebî’nin yaşadığı tecrübe ile sınırlandırılması gerekmez. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun