Sanattan Estetiğe: Öznel Beğeninin Rasyonelleştirilmesi
Felsefenin bilime, dinin religiona, metafiziğin fiziğe, sanatın estetiğe dönüşme sürecidir biraz da aydınlanma süreci… Bu bağlamda kilisenin, dinin ve metafiziğin açık bıraktığı alan belki de en çok bilim ve sanat tarafından doldurulmaya çalışır. Felsefenin ve bilimin klasik felsefeden, metafizikten ve dinden arındırılması ile modern sanatın ortaya çıkışı aynı düzlemdedir. Bir başka deyişle aydınlanma düşüncesi, nasıl […]
Logos–Merkezciliğin Eleştirisi Bağlamında Hümanistik veya Metafiziksel Olmayan Düşünmenin Biricik İmkânı Olarak ed–Din/İslam

Giriş: Logos–Merkezci Düşünme Pratiği ve Hümanistik Metafiziğin İnşâsı Batı düşünce geleneğine ait düşünme pratiğinin en temel karakterinin, çağdaş felsefelerce logos–merkezcilik olarak adlandırılan ve akıl, söz veya yasayı tüm değer ve yargıların yegâne kıstası kılması olduğu söylenebilir. Kaynağı itibarıyla Grekçe söz, mantık, akıl ve kozmik yasalılık gibi geniş bir anlam yelpazesine sahip olan logos kavramına dayanan […]
Dînî Sosyaliteler ve Rasyonaliteler

Akıl ve mâkûliyet, modern düşünce tarihinde sıklıkla birbirine indirgenen iki farklı kategoriyi ifade eder. Oysa felsefî söylemde öznenin düşünme ve muhakeme etme yeteneği olan “akıl” ile sosyolojik alanda kolektif bir uzlaşı rejimi olan “mâkûliyet”, birbirine indirgenemez. Sosyolojinin asıl konusu ikincisidir. Çünkü sosyolojide asıl konu mâkûliyet rejimidir. Öyle ki bir düşüncenin mantıksal olarak tutarlı (aklî) olması, […]
Hanefîlerde Akıl ve Mâkûliyet

Fıkıh tarihinin erken döneminde ortaya çıkan bir gruplaşma, etkileri günümüzde dahi sürmesi itibarıyla son derece önemlidir. İslâm’ın ilk yüzyıllarında ehl–i re’y ile ehl–i hadis denilen iki grup ortaya çıkmış ve dini anlama tarzı bakımından iki temâyülü temsil etmişlerdir. Ehl–i re’ye göre din, aklın vazettiği (aklî) değil fakat akla uygun olan (mâkûl), aklın idrâk edip inkâr […]
Fıkıhta Mâkûliyet Arayışı: Ekol Sistematiği

Ekol/mezhep, çok boyutlu bir konu olup esasında tüm bu boyutlarının birbiriyle irtibatı gözetilerek ele alınması gerekir. Mezhep fikrinin doğuşu, mezhebin oluşum ve gelişimi, mezhebin işlevi, mezhebin fıkıh ve dinle ilişkisi, muayyen bir mezhebe bağlanmanın —hem birey açısından hem toplum ve hukuk düzeni açısından— hükmü gibi konuların her biri bu konunun ayrı bir boyutudur. Bunların hepsi […]
Akıl Sahibi Bir Varlığın Alması Beklenen En Önemli Karar Nedir?
İnsanlar, tek başlarına veya topluluklar halinde kararlar vererek yaşarlar. Bu kararların bir kısmı, içinde bulundukları durumu veya genel olarak dünyayı kendilerine nasıl sundukları, temsil ettikleri, anlamlandırdıkları ile ilgilidir; bunları nazarî kararlar olarak adlandırabiliriz. Kişinin aldığı nazarî kararlar kendisini hayatta konumlandırmasını, neleri sorun olarak algıladığını, genel olarak neyin kendisini mutlu ya da mutsuz, başarılı ya da […]
Akıl Ne Kadar Mâkûl; Mâkûl Ne Kadar Aklîdir?

Daha önceki Teklif yazılarında dile getirilen tekevvün ile temeddün, kevnî ile ilmî, kâinat ile âlem, fizikal ile non–fizikal, beşer ile insan, var–olmak ile var–oluşmak, 0–noktası, kök–sorular, fazla, tefekkür, tezekkür, taʻakkul, nazar, müşâhede, tabakalı, dereceli, vb. temel ıstılahların anlamları ile aralarındaki ilişkiler dikkate alınarak akıl ve mâkûliyet kavramları hakkında nasıl bir çerçeve çizilebilir? Bu çerçeve, bu […]
Tekvin, Teklif ve Mâkûliyet

Rasyonalite, birçok başka anlamıyla birlikte, herhangi bir düşünceyi, davranışı ve yapıyı ortaya çıkaran arka plandaki akıl yürütme ve gerekçelendirme sistemini ifade eder. Rasyonalitelerden söz etmek ve farklı geleneklerin evvelemirde farklı rasyonaliteleri olduğunu söylemek, aynı zamanda bir geleneği ortaya çıkaran şeyin ona özgü rasyonalite olduğunu öne sürmek anlamına gelir. Kuşkusuz rasyonaliteler inanç ve davranışlarımız için hayâtî […]
Mâkûliyet Ne Demektir?
Keşke başlıktaki sorunun kısa ve açık bir cevabı olsaydı. Fakat bu soruyu cevaplamak, hangi açıdan alırsak alalım kolay değildir. Sanırım “mâkûl” kelimesi üzerinden ilerlemeyi deneyebiliriz. Şöyle diyebiliriz: Aklın kavradığı şey, mâkûldür. Bu durumda bir şey akıl tarafından kavranamıyorsa mâkûl olmayacaktır. Fakat sorun, mâkûl kelimesinin açıklaması olmadığından bu cevap yeterli olamaz. Mesele, aklın tam olarak ne […]
Sem’iyyât ve Mâkûliyet: Mâkûliyet Sorunu Aşılabilir mi?

1. Mâkûliyet, ön şartlarını yerine getiren insanlar tarafından anlaşılabilir, açıklanabilir ve yapılabilir olmayı ifade eder. Mâkûliyet, esas itibarıyla insan fiilleri ile alakalıdır; insanların bireysel/amel, toplumsal/muamele ve sistemsel/mübadele fiilleri ve bunların sonuçları, mâkûliyetin konusudur. Bunun ötesinde insan fiillerinin son ucu olarak ortaya çıkan ilişki düzenleri ve sistemler de mâkûliyet ile alakalıdır. Doğrudan insan fiili olmamakla birlikte, […]