Ömer Türker

Ömer Türker

omerturker-kapitalist-web-17
Kapitalist Dünya Görüşü ve İslam

Dünya tarihinin belirli dönemlerinde hâkim olup bir olgu ve süreç haline gelmiş tüm medenî hareketler, insanların arzu ve umutlarını yönetme maharetine sahiptir. Bu mahareti yitirme süreciyle eş zamanlı olarak da

omerturker-islami-web-16

  İslam, iman ve amel olmak üzere iki temel boyuta sahiptir. İmanın kapsamına bir bütün olarak inançlar girerken amelin kapsamına davranışlar ile davranışların kökeninde bulunan haller, melekeler ve izafetler –şimdilik

web-sayi15-oturker-asılların

el–Munkız, Gazzâlî’nin hem kendi hakikat arayışını, krizini ve hakikate ulaşma sürecini özetlediği hem de yaşadığı dönemde hakikat iddiasında bulunan ekolleri değerlendirdiği eseridir. Dolayısıyla eserin muhteva olarak iki ana kısımdan oluştuğu

web-sayi15-oturker-usul

Genel olarak bir şeye başka şeylerin kökenini ve dayanağını oluşturması bakımından “asıl” adı verilir. Bir başka şeyin dayanağını oluşturma hem bilgi hem varlık için geçerlidir. Diğer deyişle varlığın hâricî, zihnî,

sayi14-twitter-web.

Birkaç aydır İsrail’in Gazze’yi işgali ve hiçbir değer ve otorite tanımadan Filistinlileri katletmesini canlı yayından izliyoruz. Neredeyse dünyanın her yerinde kalabalık bir kitle bu durumdan rahatsızlığını şu veya bu şekilde

İnsan tefekkürünün en ilginç konularından biri herhâlde tarihtir. Zira tarih adını verdiğimiz şeyin iki temel hususiyeti vardır. Birincisi, tarihin varlık tarzıdır. Buna göre hiç durmadan akan zamanda meydana gelen bir

Klasik dünyanın siyaset düşünürleri toplumsal bir varlık olarak insan hakkındaki tahlillere, insanın tabiatı gereği medenî olduğunu ilke kabul ederek başlar. Yazılı kaynakları Antik Yunan’a kadar uzanan bu ilkedeki medenî kelimesi,

“Allah işine galiptir ama insanların çoğu bunu bilmez.”(Yusuf 12/111)   İslam dini, nazarî ve amelî olmak üzere iki temel boyuta sahiptir. Temel inanç esasları, nazarî boyutu oluştururken; bu inançların gereği

“Biz, her şeyi apaçık bir kitapta sayıp yazmışızdır.” (Yâsin 36/12)   Nefsü’l–emr terimi, İslam düşünce tarihinde İbn Sînâ sonrası dönemde, bilhassa Fahreddin er–Râzî’yle birlikte, gündeme gelen bir sorun olarak görünür.

İslam düşünce geleneğinde teklifin dayanağının akıl olduğu hususunda ortak bir kanaat vardır. Tüm düşünürlere göre insan, bilen, bildiğinin farkına varan, idrâk ettiği şeyleri temyiz edip tanımlayabilen bir cevher olduğu için

Son Yazılar

MÜŞÂHEDE (المشاهدة) Dış ya da iç duyulardan biri ile idrak etmektir. Müşâhedât, mahsûsâttır [yani dış

Seyretsen de yâri gerçek göremen Tutuşup aşkına kül olmayınca İstesen de yâre doğru varama’n Gönülden

Mistik kelimesini gündelik hayatımızda oldukça farklı anlamlara gelecek şekilde kullanırız. Kelimeyi, bir insandan hikâyeye, bir

İnsanoğlunun düşünsel serüveni, bir anlamda «her şeyin altındaki o değişmez olan”ı bulma çabasıdır. Bir elmaya,

Nazariyat ile müşâhede arasındaki ilişki, kimi zaman iki bilgi türünü birbirinden ayırt etmek için kimi

Aklı başında her insan tefekkürün gerekli olduğu konusunda bir ölçüde ittifak eder. Bu ittifakın gerekçesi