Bu yazıda “Yasayı insânî kılan şey nedir?” sorusuna cevap arayacağım. Bu amaçla önce klasik İslam düşüncesinde yasa kavrayışına dâir kısa bir özet sunacağım. Ardından insan iradesiyle meydana gelen varlık alanında
Dünya tarihinde etkili olmuş her büyük medeniyette hem önceki medeniyetlerde geliştirilip sistemli hale getirilmiş düşünce ve uygulama alanlarına katkılar görülür hem de önceki medeniyetlerde bulunmayan veya fark edilmiş olsa bile
Dünya tarihinin belirli dönemlerinde hâkim olup bir olgu ve süreç haline gelmiş tüm medenî hareketler, insanların arzu ve umutlarını yönetme maharetine sahiptir. Bu mahareti yitirme süreciyle eş zamanlı olarak da
İslam, iman ve amel olmak üzere iki temel boyuta sahiptir. İmanın kapsamına bir bütün olarak inançlar girerken amelin kapsamına davranışlar ile davranışların kökeninde bulunan haller, melekeler ve izafetler –şimdilik
el–Munkız, Gazzâlî’nin hem kendi hakikat arayışını, krizini ve hakikate ulaşma sürecini özetlediği hem de yaşadığı dönemde hakikat iddiasında bulunan ekolleri değerlendirdiği eseridir. Dolayısıyla eserin muhteva olarak iki ana kısımdan oluştuğu
Genel olarak bir şeye başka şeylerin kökenini ve dayanağını oluşturması bakımından “asıl” adı verilir. Bir başka şeyin dayanağını oluşturma hem bilgi hem varlık için geçerlidir. Diğer deyişle varlığın hâricî, zihnî,
Birkaç aydır İsrail’in Gazze’yi işgali ve hiçbir değer ve otorite tanımadan Filistinlileri katletmesini canlı yayından izliyoruz. Neredeyse dünyanın her yerinde kalabalık bir kitle bu durumdan rahatsızlığını şu veya bu şekilde
İnsan tefekkürünün en ilginç konularından biri herhâlde tarihtir. Zira tarih adını verdiğimiz şeyin iki temel hususiyeti vardır. Birincisi, tarihin varlık tarzıdır. Buna göre hiç durmadan akan zamanda meydana gelen bir
Klasik dünyanın siyaset düşünürleri toplumsal bir varlık olarak insan hakkındaki tahlillere, insanın tabiatı gereği medenî olduğunu ilke kabul ederek başlar. Yazılı kaynakları Antik Yunan’a kadar uzanan bu ilkedeki medenî kelimesi,
“Allah işine galiptir ama insanların çoğu bunu bilmez.”(Yusuf 12/111) İslam dini, nazarî ve amelî olmak üzere iki temel boyuta sahiptir. Temel inanç esasları, nazarî boyutu oluştururken; bu inançların gereği
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.