Saf Aklın Eleştirisi’nin Açılış Cümleleri
İnsan aklı bilgisinin bir türünde kendine mahsus bir kaderle karşı karşıyadır: Öyle sorular ona musallat olur ki bunları göz ardı edemez çünkü ona kendi tabiatı tarafından verilirler ve gene de onları cevaplayamaz. Çünkü insan aklının tüm yeteneğini aşarlar. Akıl, bu müşkül duruma hiçbir suçu olmaksızın düşer. Öyle ilkelerden yola çıkar ki, bunların tecrübenin akışında kullanılmaları […]
Kritik ve Kriz Kitabı Üzerine

Batı düşüncesi ve kritik denildiğinde akla Aydınlanma gelir. Aydınlanma’yı doğuran süreç (Reform–Rönesans) bir kriz, Aydınlanma ise kritik olarak değerlendirilir. Eleştirinin dinî ve politik otoriteden ayrışma süreci de diyebileceğimiz Aydınlanma süreci, modern toplumun ve kültürün oluştuğu ortamdır da. Aydınlanma sürecini insanlık tarihi için müstesna bir süreç olarak kabul eden Batılı düşünürler, söz konusu duruma tarihsel bir […]
Eleştirel Düşünce: Ne, Neden, Nasıl?

Matrix (1999) filminde dikkat çekici bir sahne vardır. Neo, Matrix’ten kurtarılıp ömrü boyunca hapsolduğu kapsülden çıkarıldığında Morpheus ona bedeninin durumunu açıklar: “Kasların körelmiş. Onları yeniden inşa ediyoruz.” Neo, yeni gerçekliğine uyum sağlamaya çalışırken sorar: “Peki neden gözlerim acıyor?” Morpheus basitçe cevaplar: “Çünkü onları daha önce hiç kullanmadın.” Beden kasları gibi zihin kasları da kullanıldıkça gelişir, […]
Hakikat Eleştiriyle Yaşar: Bilimcilik, Kavramcılık ve Eleştirel Ufuklar

Hakikate Karşı Tutumlar Hakikat kelimesi iki yönlü kullanılır: Bir yandan “doğru”ya işaret eder, diğer yandan “nihâî gerçek” olana. Bu yazıda hakikati, “neyin gerçek olduğuna dâir doğru inanç ve yargılara sahip olmak” şeklinde evrensel bir tanımla kullanacağım. Bu tanımda hakikat kelimesinin aşkın anlamı açıktır. Yani hakikat, burada zihnimizden bağımsız gerçekleri ve bizim bilmemize bağlı olmayan doğruları […]
Ahlâkî İzâfiyetçiliği Aşabilmenin Bir Yolu Var mı?

Bilindiği üzere izâfiyetçilik, lehine, aleyhine ya da uzlaştırıcı bir söylem pratiği ekseninde ortaya konulan argümanlar dolayımıyla, düşünce tarihi boyunca çeşitli düşünür, filozof ve teolog tarafından düşüncenin konusu kılınmış olmakla birlikte, “post” ön ekiyle tebarüz eden çağdaş fark felsefelerinde ise tarihinin hiçbir döneminde görmediği ilgiye mazhar olmuş kavramlardan biridir. En genel anlamıyla ifade edildiğinde izâfiyetçilik, mutlak […]
Tarihsiz ve Siyasetsiz Rasyonel Eleştiri Mümkün müdür?
Düşünce tarihi, gerçek ile hakikat arasındaki yarıkları aşma gayretiyle anlaşılabilir. Doğu dinleri, yarığı spritüal aşkınlıkla aşmaya çalışırken Batı dinleri, en son kertede imanla aştıklarını düşünmüşlerdir. Bu bağlamda delillere dayalı tahkik anlayışı, sadece Müslüman düşünürlerde metodolojik olarak çekincesizce kullanılmıştır. Batı metafiziği ise ancak modern dönemde bir nevi imanlarını sorgulamaya başladıklarında akıl ile gerçek ve hakikat arasındaki […]
Modern Sanatın İcadı ve Estetik Kriz

Güzelliğin on pare etmez bu bendeki aşk olmasa… —Âşık Veysel Larry Shiner, 2001 yılında yayımladığı Sanatın İcadı isimli eserinde sanat kavramının modern anlamda bir icat olduğunu savunur ve bu kavramın tarihsel temellerini inceleyerek sanatın nasıl bir kültürel kurum haline geldiğini analiz eder. Shiner, özellikle yaşadığı dönemin anti–modernist düşünürlerine benzer biçimde, sanatın bilhassa kastettiği bağlamıyla […]
İnsan Aklı ile Yapay Zekâ ve Büyük Dil Modelleri Üzerine Tahkikat
“Yapay Zekâ (AI)” ve “Büyük Dil Modeli (Large Language Model / LLM)” arasındaki ilişki, “bilgisayar” ve “işlemci” arasındaki ilişkiye benzetilebilir. Yapay zekâ, çok daha geniş bir alanı kapsayan genel bir terimdir; büyük dil modelleri ise bu alanın özel bir alt kümesidir. Yapay zekâ, insan zekâsını taklit ederek öğrenme, problem çözme, karar verme, algılama ve dil […]
Nefsu’l–Emr Bağlamında Yapay Zekânın Epistemik ve Ontolojik Bunalımı
İslam düşünce tarihinde matematik dilinin hakikatle ilişkisini belirleyen iki temel kırılma, İbn Sînâ’nın geliştirdiği faal akıl anlayışı ile Seyyid Şerif Cürcânî’nin1 sistemleştirdiği nefsu’l–emr kavramında somutlaşır. İbn Sînâ’da faal akıl, insan zihnini yanılgıya düşüren mütehayyile ve vehm güçlerini aşarak sahih tasavvurlara ulaşmayı sağlayan epistemik bir aracıdır; tümel formları insana aktararak doğru düşünmenin ve burhanî bilginin imkânını […]
Tefsir İlminde Tahkik Arayışı
Modernitenin İslam dünyasında 17. yüzyıldan itibaren hissedilmeye başlayan etkileri, 19. yüzyılda Tanzimat süreciyle birlikte gerçekleşen reformlarla kurumsal düzeyde görünür hâle gelmiştir. Özellikle hukuk, eğitim ve bürokrasi alanlarında yapılan düzenlemeler, yalnızca toplumsal yapıyı dönüştürmekle kalmamış aynı zamanda İslâmî ilimlerin ve onları temsil eden ulemânın geleneksel otoritesini de zayıflatmıştır. Geleneksel yapılar ile toplumsal gerçeklik arasındaki mesafenin giderek […]