Theoria’nın Praksisi: Kıssa Neden Kavramsal Dile Çevrilemez?

Selami Varlık

Selami Varlık



İbn Sînâ’nın Hayy ibn Yakzân gibi şiirsel kıssaları üzerine eski bir tartışma, vurgunun nazar odaklı mı yoksa müşâhede odaklı mı olması gerektiği üzerinedir. Bir tarafta, Amélie–Marie Goichon ve Dimitri Gutas gibi araştırmacılar, hem el–İşarât’ın sonunun hem bu kıssaların yalnızca İbn Sînâ’nın aklî felsefesini şiirsel bir dille ifade ettiğini savunur. Onlara göre kıssa, “İbn Sînâ’nın bilgi öğretisinin, en yüksek boyutları da dâhil, imgelerle örülmüş bir özeti”dir.1 Kıssalardaki çeşitli alegoriler, bilgi teorisini “cümle cümle, çoğu zaman kelime kelime” takip eder; bu nedenle metni felsefî düzleme tercüme tamamen mümkündür.2 Dolayısıyla müşâhede ile nazar arasında keskin bir kopuş ya da sıçrama yoktur. Diğer tarafta ise Henry Corbin —ve daha sınırlı ölçüde Seyyid Hüseyin Nasr— bu metinleri aklî düzeyi aşan tasavvufî bir bağlama yerleştirir.3 Corbin’e göre semboller, rasyonel dilin ötesinde yer alır ve bu yüzden kavramsal dile asla çevrilemez. Bu nedenle manevî temaşa, el–İşarât’ın dokuzuncu bölümünde âriflerin hâlleri bağlamında da olduğu gibi, aklın aşılmasını gerektirir. Görüldüğü gibi tartışma, şiirsel ve manevî imgelerin kavramsal dile çevrilebilirliğiyle ilgilidir.

Her iki yaklaşım da sorunlar barındırır. Birinci okuma iki açıdan problemlidir: Bir yandan şiirsel ve anlatısal söylemin değerini ve gücünü tamamen küçümser, onu yalnızca örnekleme amaçlı bir retorik araç olarak görür; öte yandan ve daha önemli olarak İbn Sînâ’nın felsefesindeki dinî ve manevî boyutu göz ardı eder. Elbette kendisi fizik veya mantık gibi dinden uzak görünen alanlar üzerine de yazmıştır ancak düşüncesi genel olarak ruhun tekâmül süreciyle alakalıdır. İkinci yaklaşımın sorunu, manevî alanı aklî çerçeveden tamamen koparması ve —hem İbn Sînâ’da hem de genel olarak İslâm düşüncesinde— tekâmül sürecinde aklın rolünü göz ardı etmesidir. Akıl tek başına yeterli olmasa da bu yaklaşım, aklı bir engel olarak görmeye meyillidir; sanki akıl, ruhun tezkiyesine hiç katkıda bulunamazmış gibi...




Makalenin devamını okumak için Abone Olun