Grek ve İslam Düşünce Gelenekleri Arakesitinde Suret ve Kelime Kutuplaşması Batı medeniyetinin temel referans havzasının en önemli unsurlarından olan Helen–Roma mirası, suret kavramı çerçevesinde görsel bir medeniyetin izlerini taşımakta ve
Arap dilbilim tartışmaları Kur’ân–ı Kerîm’in “Arabiyyûn mübîn” ifadesi doğrultusunda daha başlangıçtan itibaren teolojik bir zeminde varlık bulmaya başlamış, bilahare lahnın, yani dildeki doğal konuşma biçimini ifade eden selîkadaki bozulmanın, Kur’ân
Eserlerinde bütüncül ve çok yönlü bir İslamî metodoloji inşa eden Taha Abdurrahman, teo-politik yazıları ile “fizikî ve metafizik bütünlük içerisinde müzakereci bir siyasal iletişim modeli ve İslamî bir medya teorisi”
MÜŞÂHEDE (المشاهدة) Dış ya da iç duyulardan biri ile idrak etmektir. Müşâhedât, mahsûsâttır [yani dış
Seyretsen de yâri gerçek göremen Tutuşup aşkına kül olmayınca İstesen de yâre doğru varama’n Gönülden
Mistik kelimesini gündelik hayatımızda oldukça farklı anlamlara gelecek şekilde kullanırız. Kelimeyi, bir insandan hikâyeye, bir
İnsanoğlunun düşünsel serüveni, bir anlamda «her şeyin altındaki o değişmez olan”ı bulma çabasıdır. Bir elmaya,
Nazariyat ile müşâhede arasındaki ilişki, kimi zaman iki bilgi türünü birbirinden ayırt etmek için kimi
Aklı başında her insan tefekkürün gerekli olduğu konusunda bir ölçüde ittifak eder. Bu ittifakın gerekçesi
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.