“Klasik” düşünce ve yapıların yerine “modern” düşünce ve yapıların ikâme edilmesiyle “teleolojik” bakışın yerini “mekânik” bakış aldı. Descartes’in “cogito” eksenli mekânik düşünce tasavvuru, ruh ve onun parçası olan aklın yerine
Platon’un mağara metaforu basit, kurgusal ve çocukça gibi görülse de insanlık tarihinde hiç eskimeyecek, bundan sonraki asırlarda da anlatılacak ve yorumlamaları yapılacak bir metafordur. Zira insan, fâni–geçici, aldatıcı bir dünyanın
Giriş İnsan, sadece beyin/akıl sahibi bir varlık değil; aynı zamanda el/eylem sahibi bir varlıktır. İnsan, teoriyi/nazarîliği ve pratikliği/tecrübeyi kendinde cemetmiş olan bir varlıktır da. İnsan, tekniği meydana getirip geliştirdikçe gelişmiş,
İnsanın akıl sahibi bir varlık olması, aynı zamanda onun Asıl’a (hakikate) ulaşma çabası içinde olmasına imkân tanımıştır. Asıl’a ulaşmanın imkânını veren ve yolunu gösteren de yöntem yani usûldür. Usûlsüz vusûl
Teknik veya teknolojinin insan hayatına dâhil olmasıyla birlikte insanın hayat tasavvuru ve tecrübesi farklılaşmıştır. Tarım, sanayi ve teknoloji düzleminde farklılaşan aletler veya araçlar, insanların hem düşünme hem de hayat biçimini
“Ölümsüzlük” isteği, insanın “yok olmama” veya “hayattan tasfiye” olmama insiyakıyla arzuladığı kadîm bir duygudur. Bu duygunun varlığı; bizâtihi dinin, mitolojinin veya efsanelerin anlatımlarında görülür. Âdem ile Havva, İblis tarafından “ölümsüzlük
Mademki hakikatin, gizli, örtülü olması ve gayba inanmak daha iyi, öyle ise ağzını kapa, dudaklarını yum; yumuk dudaklar daha hoş… Kardeşim, sözden sakın, hakikat sırlarını söylemekten vaz geç ki, ledün
Zerdüşt’ten beri hangi muammayı çözebildik? Hâlâ çöller kadar susuzuz hakikate, yalana, hayat ve ölüme. İnsanlık, daima daha kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk. —Cemil Meriç, Bu Ülke İnsanın arayış
“Ölümsüzlük” isteği, insanın “yok olmama” veya “hayattan tasfiye” olmama insiyakıyla arzuladığı kadîm bir duygudur. Bu duygunun varlığı; bizâtihi dinin, mitolojinin veya efsanelerin anlatımlarında görülür. Âdem ile Havva, İblis tarafından “ölümsüzlük
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.