Teorik ve Pratik Aklın Bilgisi

Ahmet Ayhan Çitil

Ahmet Ayhan Çitil



Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir:

» Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek (Teorik Akıl bilgisi) 

» Edimsel (fiili) kılmak (Pratik Akıl bilgisi) 

Teorik–pratik ayrımından ne anlıyoruz? Birisi nesneyi belirlemekle, diğeri edimsel, fiili kılmakla ilgili. Kant’ta teorik olan, söz konusu temsillerin belirlenmesi bir nesne olarak kavranmasıyla ilgilidir. Yani ben duyusal biçimde temas ettiğim temsillerin, kurduğum bir şey olarak nesnenin kuruluşundan ve belirlenmesinden bahsettiğimde teorik bilgiden bahsedebiliyorum. Theoria Antik Yunanca’da “yüksekçe bir yere çıkıp bakmak” demek. Temaşa, seyir diye de çevriliyor. 

Duyusal alanda nesneler bizâtihi yoklar. Neler var? Duyusal temsiller. Ben “Bu odada şişe var mı?” desem, herkes şişenin ne olduğunu bildiğinden elimdeki şişeye işaret edebilir. Bunu bir şişe olarak kavrayabiliyorsunuz, bazı şeyleri de kavrayamıyorsunuz. Burada belki ne olduğunu bilmediğimiz, duyusal alanda mevcut ancak kavrayıp kendisini bir nesne olarak temsil etmediğiniz şeyler de olabilir. Yeni bir bilim dalı ile karşılaştığımızda, yeni varlık alanlarının da farkına varırız, “Bunlar daha önce burada mıymış?” diye şaşırdığımız gibi. Dolayısıyla ben teorik alanda bir şeyi yargı edimi içerisinde yakalarım, yakaladığımın karşılığını duyusal alanda tecrübe ederim. Bir anlamda onu, aslında orada olmayan bir şeyi, bir nesnenin karşılığı şeklinde temaşa ederim. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun