Ahmet Ayhan Çitil

Ahmet Ayhan Çitil

Akademinin Peşine Düştüğü Büyük Sorular Bizim Sorularımız mı?

Bugün hâlâ etkisini hissettiren ortodoks (pozitivist) bilim anlayışı, öncelikle Hume ve Kant’ın, daha sonra da semantik gelenek olarak anılan ve dili felsefî faaliyetin merkezine yerleştiren bir grup düşünürün, metafiziksel olanı

Alman felsefeci Immanuel Kant’ın 1788 yılında yayımladığı Kritik der Praktischen Vernunft (İkinci Kritik) kritik projesi kapsamında yazdığı üç temel eserden ikincisidir. Bu proje kapsamında Kant, Birinci Kritik olarak da anılan

İnsan, olması gereken ile olanın çakıştığı anda var olur, varlık kazanır. Böyle bir ânı ömrü boyunca yaşayabilirse bahtına şükreder. Yaşayamazsa hep o ânı, o anda yaşayanları anar. O anda kendisini

Alman felsefeci Immanuel Kant’ın 1781 yılında yayımladığı ve 1787 yılında bazı değişikliklerle ikinci basımı yapılan başyapıtı Kritik der reinen Vernunft (Birinci Kritik) kritik projesi kapsamında yazdığı üç temel eserden ilkidir.

ahmetayhan-icinde-web-2

Felsefe tarihinin belki de en önemli yarılması Platon ile Aristoteles’in gerçeklik anlayışlarında karşımıza çıkar. Varlık hissî olandan bağımsız idealarla mı yoksa ancak hissî olana gömülü küllîlerle mi özdeş kılınmalıdır? Asıl

İçinde var olduğumuz kâinatta, arzulamayan, arzu etmeyen bir var–olanın özgürlüğünden söz edebilir miyiz? Arzu sahibi olmayan bir var–olan nedensellik zincirinin bir parçası olmanın ötesine geçebilir mi? Kanaatimizce böyle bir var–olan,

İnsan neyi bilirse bilsin bilmedikleri hep vardır.  Bazı şeyleri bildiğini sanır. Sonradan işlerin bildiği gibi olmadığını fark eder. Dolayısıyla bildiğine karşı bir güvensizlik alttan alta kendisini hemen her zaman hissettirir.

“Dünya”, elimizin erdiği, gözümüzün gördüğü, bize yakın olan anlamlarına gelen bir sıfat olarak alındığında, “Dünya hayatı adaletin tecelli ettiği bir mekândır” diyebilmek pek mümkün görünmüyor. Dünya hayatı, insanları, fiziksel veya

Başlıktaki sorunun cevabını tam olarak vermeye çalışmak Nebi olmayanların yetkinliklerini aşar. Nebilerin bildiklerini ya da kendilerine bildirileni bize açtıklarında, cehdederek iletileni anlayabilir veya tecrübemizdeki karşılığını görebiliriz fakat söz konusu bilgiyi

Tarihsel olarak üniversite, akademik ilgilere sahip kişilerin bir araya gelerek teşkil ettikleri bir oluşum. Biraz loncaları andırdığı söylenebilir. Girebilmenin ve ayrılabilmenin, kabul görmenin ve yükselebilmenin şartları yine katılımcılar tarafından belirleniyor.

Son Yazılar

Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek

Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik

Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,

Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl

Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların

Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,