Fatiha Sûresi Tefsirinden

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır



Cemaat kuru bir kalabalık demek değil, rûh–i vâhidle hareket edebilen bir hey’et–i muntazama–i vahdâniye demektir. Binâenaleyh cemaatin teşekkülü bir rûh ve bir mîsâk–ı ictimâîye mütevakkıftır. Mîsâk–ı ictimâî ise henüz içinde bulunduğumuz akd u mukavele ile teşekkül edecektir. Cemâât–i İslâmiye’nin teşekkülü de Fâtiha’nın nüzûlünden sonradır. Binâenaleyh arada acîb bir devr şâibesi var zannedilir. Fakat hakikat öyle değildir. Rûh–i ictimâî evvelâ ferdde teessüs eder, vicdân–ı ferde ne vakit hiss–i uhuvvet girer ve onu kibirden, darlıktan, hodkâmlıktan çıkararak genişletirse o vicdan sâha–i vüsati nisbetinde bir cemaate namzet olur. Bu vüsat bir refâkatten, bir aileden tutunuz da cihangir devletlere kadar gider. Vicdan darlığı cehalet ve kibir ile mütelâzımdır. İnşirâh–ı sadr dahi denilen vicdan vüsati ise hafv u recâda, mahabbet u mehâfette yükselmiş bir idrâk ve irfana ve buna müterettib tevâzu ve merhamet, sabır ve tahammül gibi hasletler ile müterâfıktır. Kibirli, dar bir vicdan yalnız kendini sever ve yalnız kendisi için korkar. Ümidi kendisine, havfı yine kendisine mahsustur. Nazarında menfaat onun menfaati, zarar onun zararıdır.

Bir vicdanda bu mahabbet u mehâfet yükselip de bir diğerini dahi kendisi gibi, lâekal kendisine müsâvî bir kıymetle görmeye ve onun menfaatinden kendisinin gibi memnuniyet, zararından kendisinin gibi mahzuniyet duymaya başlarsa o vicdanda rûh–i ictimâî teşekkül etmeye başlamış olur ki “insan” kelimesinin bir aslı olan üns ü muvânesetin  mebde’i budur. Böyle bir duygu ise iki muâdil arasında bir câmia–i müştereke duymaktır ve işte bu câmia, bu duygu hiss–i uhuvvetin menşe’idir. Bu his fiilen yaşandıkça o câmia kuvvet bulur; bu his, bu câmia ne kadar vüsat peydâ eder ve ne kadar kuvve bulursa kibir o nisbette tenâkus eder ve ictimâiyet ve medeniyet de o nisbette vüsat ve kuvvet peydâ eyler. Bu rûh–i ictimâînin teessüsü evvelemirde fıtratta bir mevhibe–i rabbâniye ve derece–i sâniyede muhîtin bir inikâsıdır ve her iki nokta–i nazarla terbiye–i fıtriye ve kesbiyeden müteessirdir. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun