Tahsin Görgün

Tahsin Görgün

Kâfiyeci ve Tarihin İlmîleşmesi Teşebbüsü el-Muhtasar fi ‘ilmi’t-tarih

788/1386 yılında Bergama’da doğan ve 879/1474 yılında Kahire’de vefat eden Kâfiyeci, İslam düşüncesinin “Yenilenme” döneminin temsil gücü yüksek düşünürlerinden biridir. İlgisi, yöntem cihetinden farklı ilimler arasında tahkik yoluyla tecdîd gayretine

Sorun: Tarih, genellikle iki ayrı mânâda kullanılır. İlk mânâsıyla tarih, geçmişte olmuş bitmiş tüm hadiseleri ifade ederken; ikinci mânâsıyla bu hadiselerden insanı ilgilendirenler arasında anlatılmaya değer görülenlerin belirli bir düzen

Favorilere Ekle 1. Nerden başlayacağımıza, “bulunduğumuz yerden” cevabını verince nerede bulunduğumuzu belirlemek, sorunları tespit ederken de çözüm ararken de ön şart haline gelmektedir. Diğer taraftan muktezayı hale muvafık olmak, anlamlı

Bu kitap, Mâverdî’nin şaheseridir. Konusu itibarıyla sosyal teoriyle alakalıdır. Düşünce tarihinde, bildiğim kadarıyla, sosyal teori alanında türünün en mükemmel örneğidir. Biraz yakından incelendiğinde, toplum ve medeniyet teorileri arasında en kapsamlı

1.1 Allah, insanı terk etmemiştir. Allah’ın rahman ve rahim olması, bunu ifade eder. Allah, Müslüman olsun veya olmasın, insanları terk etmemiştir; onlara hep yakındır ve en yakındır. Allah’ın insanları terk

1. İnsan, fert olarak bilgiyle yaşar; toplum, ilim/bilim/örf/mârufla yaşar. Bilim ile toplum birbirini iktiza eder. Toplumun olmadığı yerde bilim olmadığı gibi, bilimi/örfü/mârufu olmayan toplumlar da varlıklarını sürdüremezler. Bilim, toplumun varlığını

1. Üniversite, ait olduğu toplumun kendine ilişkin şuurunu temsil eder. Türkiye’de üniversite mevcut haliyle kurulurken, bir cihetten böyle bir şuuru/yönelişi temsil ediyordu: Garp medeniyetini üstlenmeye yönelmiş, medenî milletler arasında yer

1. Nesefi akaidine “ehl–i hakk şöyle dedi” şeklinde başlamaktadır. Burada iki kavram önemlidir, birisi hakk diğeri ehl. Hakikati söyleyebilmenin ön şartı, o hakikate inanan bir toplumun mensubu olmaktır; bu mensubiyet

1. Bugün ve burada hakikati bir mesele olarak müzakere etmemiz, mesela 15. yüzyılda Şerhü’l–Akaid’e hâşiye yazan âlimlerimizin eşyanın hakikati sabittir ve bunların bilgisi tahakkuk etmektedir tezini açıklamalarından veya Mu’tezili âlimlerin,

Rousseau’nun toplum anlaşması tezi, kaynağı ne olursa olsun, Hristiyanca bir düşünce olan “insanın Tanrı tarafından terk edildiği” varsayımını ciddiye alan bir yaklaşıma dayalı ve terk edilmiş olduğu varsayılan insanın varlığını

Son Yazılar

Ahmet Ayhan Çitil: Teklif dergisinin “Siyaset” başlıklı sayısının açık oturumu için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

[/dflip Türker: Bismillah ve bihi nesta‘în. Adalet kelimesi, neredeyse dinî ve felsefî tüm bilimlerde terminolojik

Fazlıoğlu: Şöyle başlayabiliriz: Bir şey hakkında yargıda bulunmak, o şeyin tasavvurunun uzantısı olduğuna göre öncelikle

Çitil: Sevgili arkadaşlar, açık oturumlarımızın üçüncüsünde buluşmuş durumdayız. Okurlarımıza da hatırlatmak üzere ilk sayımız mükellefiyet,

İhsan Fazlıoğlu: Gerçeklik dediğimiz şey bir soru konusu kılınacaksa öncelikle bu gerçekliği idrâk eden, bu

333. Medenîleşmiş uluslar kadar barbar olan bütün uluslar da zaman ve mekân bakımından birbirlerinden uzak