Vesilecilik, evrendeki sebep–sonuç ilişkilerinin zorunlu olmadığını bilakis her bir olayın Tanrı’nın iradesiyle belirlenip an be an O’nun kudretiyle yaratıldığını savunan bir görüştür. Gazzâlî’nin meşhur örneğiyle ifade edersek ateş pamuğu “yakmaz”;
Matrix (1999) filminde dikkat çekici bir sahne vardır. Neo, Matrix’ten kurtarılıp ömrü boyunca hapsolduğu kapsülden çıkarıldığında Morpheus ona bedeninin durumunu açıklar: “Kasların körelmiş. Onları yeniden inşa ediyoruz.” Neo, yeni gerçekliğine
Bektâşî sık sık “Her şey Allah’tan, her şey Allah’tan” diye mırıldanarak dolaşır dururmuş. Bektâşî yine böyle mırıldanarak dolaşmakta iken bir genç muziplik olsun diye sessizce yaklaşarak Bektâşî’nin ensesine okkalı bir
MÜŞÂHEDE (المشاهدة) Dış ya da iç duyulardan biri ile idrak etmektir. Müşâhedât, mahsûsâttır [yani dış
Seyretsen de yâri gerçek göremen Tutuşup aşkına kül olmayınca İstesen de yâre doğru varama’n Gönülden
Mistik kelimesini gündelik hayatımızda oldukça farklı anlamlara gelecek şekilde kullanırız. Kelimeyi, bir insandan hikâyeye, bir
İnsanoğlunun düşünsel serüveni, bir anlamda «her şeyin altındaki o değişmez olan”ı bulma çabasıdır. Bir elmaya,
Nazariyat ile müşâhede arasındaki ilişki, kimi zaman iki bilgi türünü birbirinden ayırt etmek için kimi
Aklı başında her insan tefekkürün gerekli olduğu konusunda bir ölçüde ittifak eder. Bu ittifakın gerekçesi
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.