Fıkhî akıl yürütme biçimlerini izleyeceğimiz birçok kanal mevcuttur. Bunların en önemlisi, fıkhî akıl yürütmeyi bir bilimsel düşünmeye dönüştüren fıkıh usûlü ilmi kanalı gelir. Fıkıh usûlü disiplini, akıl–vahiy ilişkisine ve vahyin
Hukukta Devletin Tekeli Mecelle’nin yürürlüğe girmesini İslam hukuk/fıkıh tarihinde bir dönüm noktası olarak almak gerekir. Zîra bu tarihten itibaren İslam tarihinde bilinen şekliyle fıkıhtan söz etmek artık mümkün olmayacaktır. Bu
Usûlü’l–fıkıh ya da Türkçede daha çok bilinen formuyla fıkıh usûlü, İslâmî bilginin son vahiyle yani Kur’ân–Sünnetle irtibatını teorik ve metodolojik açıdan ele alan bir ilimdir. İslam ilim tasnifinde bu ilmin
İslâm hukuk ve ahlâk teorisinde yükümlülüğün kaynağını ve tanımlanmasını izleyebileceğimiz kanallardan biri belki de en önemlisi fıkıh usûlü ilmidir. Fıkıh kurallar ilmi olup kurala şer‘î hüküm denir. Fıkıh usûlü esasen
İslâm hukuk ve ahlâk teorisinde yükümlülüğün kaynağını ve tanımlanmasını izleyebileceğimiz kanallardan biri belki de en önemlisi fıkıh usûlü ilmidir. Fıkıh kurallar ilmi olup kurala şer‘î hüküm denir. Fıkıh usûlü esasen
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.