Kapitalizm, son birkaç yüzyıldır üzerinde en çok kalem oynatılmış meselelerden biri. On yedinci yüzyılda Batı Avrupa’dan başlayarak dünyaya yayılan kapitalizm, bugüne gelindiğinde artık ekonomik bir sistem olmanın ötesinde hayatın tüm
İki binli yılların başında misafir araştırmacı olarak bulunduğum McGill Üniversitesinde, bir gün, farklı ülkelerden gelen arkadaşlarla Montreal’de bizi en çok şaşırtan şeyin ne olduğunu konuşuyorduk. Müzakere ertesinde “beni en çok
Usûl denilince akla ilk önce onun, mevcut bilgilerden kalkarak yenilerine ulaşmanın bir yolu olduğu düşüncesi gelir. Böyle düşünülünce, yeni ve özgün bilgi üretimiyle ilgili herhangi bir krizden söz edildiğinde bu
Gazze’de yaşanan ve insanlık vicdanını ayağa kaldıran soykırım, işgalci İsrail devletinin (!) İslam coğrafyasının kalbindeki hırsızlık ve talana dayalı mevcudiyetinin bir uzantısı olarak ortaya çıkıyor. İsrail’in bu coğrafyadaki mevcudiyeti, ilk
Şimdi, biraz önce ile biraz sonranın birleştiği yerde varlık kazanır ve kesintisiz bir akış içerisinde olmuş ile olacağı birleştirir. Dolayısıyla şimdi, olmuş olanın izlerini ve geleceğe doğru yönelen sürgünlerini taşıyan
Son birkaç yüzyıl boyunca çok az kelime medeniyet kadar farklı kullanımlara, farklı anlamlara, hayranlık ve düşmanlık arasında gidip gelen farklı duygulara konu olmuştur. Bunun bir sebebi “medeniyet”in tarihsel süreç içerisinde
Büyük düşünürler, sadece doğdukları zamanı değil, insanlığın geleceğini de yaşar. Gazzâlî’yi bugün dahi Müslümanların zihninde canlı ve etkili bir figür haline getiren şey, sıradan zihinlerin geçiştireceği büyük bir düşünsel krizi
İnsan, kısa yaşamı içerisinde sıklıkla kendisine şu soruyu sorar: Bana biçilen ömür süresini nasıl kullanmam gerekir? Bu soru, beraberinde varlık sorusu olarak tâbir edebileceğimiz yeni soruları getirir: “Nereden geldim?”, “Neredeyim?”,
Günlük yaşantımızda tecrübe ettiğimiz ve duyularımızla algıladığımız şeyler, fiziksel gerçekliğin bize yansıyan dış görünüşüdür. Duyduğumuz ses, gördüğümüz renk, algıladığımız sertlik veya yumuşaklık; sesli, renkli, sert veya yumuşak şeyler ile duyularımız
J. J. Rousseau 1762’de yazdığı Toplum Sözleşmesi’nde şöyle diyordu: İnsan özgür doğar, fakat her yerde zincirlere vurulmuştur. Toplum Sözleşmesi’nin yazılışının, bu zincirleri kırma amacındaki Fransız İhtilali’nin ve özgür iradeyi gerçekliğin kendisinde
Fazlıoğlu: Bismillahirrahmanirrahim. Değerli arkadaşlar, Teklif’in Nebî ve Haber sayısı için toplanmış bulunuyoruz. Şimdi Nebî ya
Allah sana yardım etsin, bilmelisin ki: Nebî, meleğin yalnız başına Allah’a ibadet edeceği bir şeriat
Cemaat kuru bir kalabalık demek değil, rûh–i vâhidle hareket edebilen bir hey’et–i muntazama–i vahdâniye demektir.
İnsanların en üstünü, nefsini bilfiil akıl olarak yetkinleştirmiş ve amelî erdemler olan ahlâkları elde etmiş
Bu topraklardaki geleneğin ve kültürel aktarımın en önemli unsurlarından biri olan köy odalarındaki okumalara yetişen
XV. yüzyılın başlarında Bursa’da Süleyman Çelebi tarafından telif edilen Vesîletu’n–Necât (Mevlid); dinî, felsefî, kültürel ve antropolojik
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.