Telbis-i İblis: İlerleme, Özgürlük ve Gayba İman

İbrahim Halil Üçer

İbrahim Halil Üçer



Bugün ister fiziksel gerçekliğin kuruluşunda isterse de bireyin pratik yaşamının inşasında gaybî herhangi bir ilkeye müracaat etmek gereksiz, anlamsız ve hatta tehlikeli bulunmaktadır. Gaybî ilkelere böylesi bir müracaatın gereksiz ve anlamsız sayılması, bunun doğuracağı tehlikelerle ilgili bazı değerlendirmelere dayanır. Bu tehlike değerlendirmesinin sebebi ise görünen maddî dünyanın bu şekilde işlemesinin ona içkin görünmeyen ilkelerle gerçekleştiği ve bu ilkelerin de hesaplama, gözlem, deneyim ya da deney yoluyla bilinemeyeceği söylendiğinde, bu görünmez duvarın görünen dünyaya yönelik daha ileri araştırmalarımıza ket vurduğunun tasavvur edilmesidir. Bu tasavvuru izah edecek şekilde bir örnek verecek olursak; kehribarın saman çöplerini çektiğini gördüğümüzde, görünen bu özelliğinin arkasında görünmeyen metafiziksel kuvvetlerin bulunduğunu iddia edip bu kuvvetlerin fiziksel bir araştırmadan kaçtığını söylediğimiz zaman, kehribarın bu özelliği sergilemesinin arkasındaki sebeplere dönük fiziksel bir araştırmaya ket vurmuş, bunları keşfetme yönündeki bilimsel merakı engellemiş oluruz. 

İnsanoğlunun son birkaç yüzyılda sergilediği büyük ilerleme, evrenin sırlarını keşfetmeye dönük sınırsız bilimsel merak sayesinde temin edilmişse, bu meraka ket vuran her türden anlayış insânî ilerlemenin önünde bir engel olarak görülecektir. Evrenin işleyişine müdâhil olacak şekilde onun sırlarını ortaya çıkarma gayreti insânî ilerleme idealinin yalnızca bir boyutuna tekabül ediyorsa, diğer boyutu insanın, iradesine ket vuran her türlü hâricî otoriteden özgürleşerek otonomi elde etme çabasında kendisini gösterir. Hal böyle olunca gaybdan insan iradesini iyiye, doğruya, güzele doğru yönlendirecek, onu kötüden, çirkinden, yanlıştan uzak tutacak bir haberle geldiğini bildiren Peygamber’in bu haberin otoritesine teslim olmaya dönük daveti de özgürleşmeci insânî ilerleme idealinin önündeki en büyük tehditlerden birisi olarak görülecektir. 

Modern kültürün özü olarak vazedilen ilerleme ve özgürleşme ideallerine gaybî varlık alanının otoritesini bu şekilde ilga ederek ulaşabildiğimizin iddia edildiği bir ortamda, tam aksine, gaybî ilkelere müracaatın insanlık için hayati olduğundan bahsedebilir miyiz? Şayet bu mümkünse, neden ilerleme ve özgürlük idealiyle gaybî ilkelere iman karşı karşıya getirildi? Bu yazıda kısaca bu iki sorunun cevabını aramaya çalışacağım. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun