Havâssa kemâlinin eserlerini müşâhede yoluyla kendilerinden kurtulmayı nasip ettin ve kadim inayetinin kemaliyle, onları Sen’in dışındakilere yönelmek vahşetinden muhafaza ettin. Bir taifeyi de bu eserlerin müşâhedesi yoluyla mazharlarla meşgul eyleyip
Düşüncelerimiz gibi sorularımız, dolayısıyla sorunlarımız da katmanlı bir yapı arz eder. Sorularımızdan bazıları doğrudan arz üzerindeki bulunuşumuza yönelir. Bunlar en aslî sorulardır ve buradaki varlığımızı anlamlandırmayı amaçlar; nereden geldiğimiz, nerede
Halvet (الخلوة), Türkçede boşluk ve boşaltma anlamlarına gelen halâ’ ve tahliye kelimeleriyle aynı kökten türer; kelime anlamı ise bir şeyden çekilmek, boşanmak, uzaklaşmak ve kopmaktır. Terim olarak kullanıldığında ise insanın
Kuşkusuz tüm canlılar bir hayatı yaşar fakat onlar arasından yalnızca insan sadece yaşamakla kalmayıp aynı zamanda “Yaşam nedir?” sorusunu sorar. Bu, onun hemen her şeyle arasına mesafe koyarak onlar üzerine
Bazen geçmişin en sıradan görünen bir günlük yaşantı eşyası, tastamam bir sanat eseri olarak dikkatimi çeker. O eşyanın bugüne kalan yüzüne dalar ve kendimi onda ifadesini bulan varlık tecrübesinin içinde
Âlet kullanma becerisi, insanın ayırt edici özelliklerinden birini teşkil eder. Bu sayede insan, içinde bulunduğu fiziksel şartların beraberinde getirdiği sınırlılıkları aşma ve kendi içindeki anlamları dışa çıkartarak, dışta yeni varlık
İnsan, öz–bilinç sahibi bir varlıktır. Yapıp ettikleri üzerine düşünür ve onları niçin başka türlü değil de böyle yaptığıyla ilgili değerlendirmeler yapar. Kuşkusuz böyle değerlendirmeleri ihmal ettiği zamanlar da olur fakat
İsmet Özel’in Bir Yusuf Masalı’ındaki Sebeb–i telif şiirinde yer alan ve yazının başlığına taşıdığımız mısrasını şunlar takip eder: İster gözünü oğuştur, istersen tetiği çek İdam mangasındasın içinde yasa varsa
Fiil, varoluşun en açık tezahürüdür. Bu nedenle varlık, gerçeklik ve tamlık hep fiille ilişkilendirilir. Bir fiile yöneldiğinizde, eksikliğini çektiğiniz bir durumu elde etme ve bu yolla tamamlanma yoluna girmiş; fiil
Kapitalizm, son birkaç yüzyıldır üzerinde en çok kalem oynatılmış meselelerden biri. On yedinci yüzyılda Batı Avrupa’dan başlayarak dünyaya yayılan kapitalizm, bugüne gelindiğinde artık ekonomik bir sistem olmanın ötesinde hayatın tüm
MÜŞÂHEDE (المشاهدة) Dış ya da iç duyulardan biri ile idrak etmektir. Müşâhedât, mahsûsâttır [yani dış
Seyretsen de yâri gerçek göremen Tutuşup aşkına kül olmayınca İstesen de yâre doğru varama’n Gönülden
Mistik kelimesini gündelik hayatımızda oldukça farklı anlamlara gelecek şekilde kullanırız. Kelimeyi, bir insandan hikâyeye, bir
İnsanoğlunun düşünsel serüveni, bir anlamda «her şeyin altındaki o değişmez olan”ı bulma çabasıdır. Bir elmaya,
Nazariyat ile müşâhede arasındaki ilişki, kimi zaman iki bilgi türünü birbirinden ayırt etmek için kimi
Aklı başında her insan tefekkürün gerekli olduğu konusunda bir ölçüde ittifak eder. Bu ittifakın gerekçesi
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.