Hacı Bayram Başer

Hacı Bayram Başer

hacibayram-tasavvufta-teklif-web-sayi-27
Tasavvufta Nübüvvet–Velâyet İlişkisi

Bir peygamberin dünyadaki hayatının sona ermesinin ardından onu takip edenlerin peygamberin getirdiği hakikat dünyasıyla irtibatı ne olacaktır? Hz. Peygamber’in âhirete teşrif ettiği saatlerde Hz. Ebû Bekir’de temessül eden sükûnet ve

Tasavvufu seyrüsülûk yoluyla insanın ahlâkî değerlerini keşfetmesi, geliştirmesi ve yaşama aktarması sürecini temel alan bir disiplin olarak görmek, yaygın bir alışkanlıktır. Buna karşılık tasavvuf ve ahlâk arasındaki ilişkiyi izah etmek,

hacibayram-kalbin-web-18

Amellere ilişkin Kur’ân–ı Kerim’de ve hadis–i şeriflerde göze çarpan ayrımlar, genellikle amel–i sâlih/hasene ve amel–i sû’/seyyie (kötü amel) türlerinden bahsederken dinî ilimlerin gelişim sürecindeki temel tartışmalar, naslarda yer alan ifadelerin

hacıbayram-tasavvuf-web-17

Tasavvufun teşekkül sürecini kapsayan ilk birkaç yüzyıl boyunca, ticaret ile ilişki biçimlerini ve benimsedikleri dünya görüşüne bunların hangi açılardan mutabık olduğunu tespit etmek, toplum hayatına katılan birer özne olmaları bakımından

hacıbayram-sufilerin-web-16

Tasavvuf geleneğinin ilk büyük eserlerinden el–Lüma‘nın müellifi Serrâc (ö. 378/988), sûfîlerin namaz ibadetinde dikkat etmesi gereken edeplerden (âdâb) bahsederken namazın ilk vaktini kaçırmamak adına “vakti bilme” işinin birtakım kaidelerinden bahseder.

web-sayi15-hacıbayramb-tasavvufta

Tasavvuf düşüncesinde aslın ne anlama geldiğine dair bir soruşturma, öncelikle kavramın içeriğine dair sûfîlerin öne sürdüğü görüşlerin çeşitliliği sorunuyla yüzleşmek zorundadır. Tıpkı “tasavvuf” ya da “mârifet” kavramlarının tanımı konusunda sûfîler

İlk tasavvuf yazarlarından Ebû Nasr es-Serrâc, (ö. 378/988) el-Lüma’ı niçin telif ettiğini izah ederken insanların sûfîler hakkındaki kanaatlerinin farklılaşmasına vurgu yapar. Ona göre sûfîler, hem “yüce mertebelere” çıkarılmakta hem küçümsenip

Son Yazılar

Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek

Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik

Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,

Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl

Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların

Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,