Mişkât, kelime olarak “oyuk” demektir. Kandillerin konulduğu duvar nişini ya da lambaların yerleştirildiği özel mekâna mişkât denir. Buna göre mişkâtu’n–nübüvve lafzen “nübüvvet nurunun kendisinden yayıldığı oyuk” anlamına gelir. Ancak Türkçede
Aklı başında her insan tefekkürün gerekli olduğu konusunda bir ölçüde ittifak eder. Bu ittifakın gerekçesi hayatı sürdürmek, zararı gidermek, fayda elde etmek, refaha katkı sağlamak gibi herkes için farklıdır. Geleneğimizin
İnsanoğlunun aslî meseleleri vardır, bunların etrafında ise sayısız küçük mesele kümelenir. Aslî meseleler; özünde geçmiş, şimdi ve geleceğe taalluk eder. Daha küçük meseleler ise büyük meselelere bağlı olarak bilimler içinde
Klasik felsefenin müştereken dile getirilen en önemli cümlelerinden biri, insanın doğası gereği diğer canlılardan daha medenî olduğudur (zoon politikon). Ancak felsefenin müşterek önemli iddialarından bir diğeri, insanın kendisini tanıması (men
Fahreddin Râzî (ö. 1210) İslâm düşüncesinde dil, yöntem ve meseleler bakımından yeni bir çığır açmış ve yeni dönemin kurucu otoritesi olarak el–İmâm unvanıyla anılmıştır. Kelâm geleneği Râzî’ye İmâmü’l–mütekellimîn diyerek onu
İsrailli savunma bakanı Gazze saldırılarından önce “İnsansı hayvanlarla savaşıyoruz” diye bir açıklama yaptı. Bunu söylerken aslında insan haysiyetini askıya alacağını; gelenekler, dinler, uluslararası sözleşmeler savaşta neyi aşırılık görüyor, suç sayıyor
Fahreddin er–Râzî’nin (ö. 606/1210) el–Metâlibü’l–âliye’si İslam metafiziğinin hasılasıdır. el–Metâlib mantık, varlığın hükümleri, Allah’ın varlığının ispatı ve sıfatları yanında, zaman–mekan, heyula–suret, kıdem–hudus, nübüvvet, nefs gibi konuları birer cilt genişliğinde ele alır.
İslam düşünce geleneğinde muhtelif zümrelerin nübüvvet kavrayışında bilhassa ulûhiyet tasavvuruna bağlı olarak bazı açılardan derin farklılıklar bulunur. Farklılıkların yoğunlaştığı meselelerden biri, insanın gayba dair idrakinde nebinin ve vahyin işlevinin ne
Mefâtîhü’l-Gayb yani “Gaybın Anahtarları” Fahreddin er-Râzî’nin en büyük eseri Tefsir-i Kebîr’in yaygın adıdır. Aşağıdaki satırlar, büyük oranda, Tefsîr-i Kebîr’in gaybı konu edinen ayetlerinin yorumuna dayanmaktadır. *** En genel anlamıyla gayb,
Bir karganın şu anda dünyanın yedi harikasından biri olan –mevcut olduğu varsayılırsa– İskenderiye Deniz Feneri’ne konup konmadığını nasıl bilebiliriz? Aklın bu konuda söyleyebileceği bir şey yoktur. Çünkü bir karganın fener
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.