Tarihsel olarak bakıldığında, her ne kadar Protestanlığın ortaya çıkışıyla birlikte Kitab–ı Mukaddes’in yerel dillere çevrilme sürecinde bir evveliyatı olsa da “Yahudi–Hıristiyan” terimi önce ilk kez Alman–Protestan teolojinin içinden doğar. Sonra
Edebiyat tarihinde genelde alafranga züppeyle özdeşleşmiş Felâtun tipiyle hatırlanan Ahmet Mithat son zamanlarda özellikle Müşahedât ve Karı Koca Masalı’yla başka bir gözle değerlendirilir. Bunlardan ilkinde yazılan romanı kahramanlarıyla tartışan, buna
Oğuz Haşlakoğlu, “tarih öncesi o en erken koşullar”da diğer canlılardan hiçbir biçimde farklı olmadığını ve besin zincirinin bir parçası olarak hayatta kalma mücadesi içinde bulunduğunu söylediği homo sapiens’i mağaraya yerleştirir.
Birçok tenkitler ve bazı tekliflerle ortaya çıkan bu kitap, evvelce neşredilmiş olan Kültür Değişmeleri ve
Dördüncü Makale Birinci Fasıl [308] Zira şey ancak bilinmek için talep edilir. Bilindiği zaman da
Sorunu olanın sorusu vardır. Bir başka deyişle, sorularınız varsa sorunlarınız var demektir. Felsefî düşüncenin sağlam
Bu yazının başlığındaki soru, esasında ilk bakışta göründüğü kadar masum değildir. Çünkü bu soru “çağdaşlaşma”yı
“Klasik” düşünce ve yapıların yerine “modern” düşünce ve yapıların ikâme edilmesiyle “teleolojik” bakışın yerini “mekânik”
I. Her türden nesneler tarafından kuşatılmış bir dünyada yaşıyoruz; ancak hiçbir felsefî çerçevede nesnelerin ya
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.