“Dünya” sözcüğü, çok anlamlı bir sözcüktür. Müslümanların âşina oldukları bir bakış açısından “hayat” sözcüğünün bir sıfatıdır, âhiret hayatının öncesindeki hayatı betimler. Klasik bir perspektiften kendimizi içinde bulduğumuz sahnedir ki
Hakikat elimizin altında değil. Her şeyi zorlaştıran da bu, ilginç kılan da… İnsanlık hakikate sadık sözün peşinde bitmeyen, tükenmeyen bir arayışla mükellef. Birileri, iyi ki, uğraşıp didinip izlenebilecek yollar açıyorlar:
Başlıktaki “Yahudi sorunu” ifadesi ile kastedilen, Nazi Almanya’sının bir soykırım uygulayarak “nihaî çözüme” kavuşturmaya çalıştığı soruna (Endlösung der Juedenfrage) değil, Karl Marx’ın Alman tarihçi ve ilahiyatçı Bruno Bauer’in 1843 tarihli
“Değişmeyen tek şey değişimdir” mottosunun hemen her ortamda bir dirençle karşılaşmaksızın rahatça ifade edilebildiği tarihsel bir dönemde Müslüman olmak, naslara dayalı, bu itibarla da değişmeyen bazı hükümleri hayatın merkezine yerleştirmekle
I. İslam–o–fobi veya İslam–korkusu, temeddün meselesinin merkezinde yer alan son derece önemli bir ruh hâlidir. Bu ruh hâlinin ortaya çıktığı arka planın anlaşılması, insanlığın medenîleşme sürecinde evrilmesi beklenen bir sonraki
Öyle bir çağda yaşıyoruz ki, her alanda yaşanan değişimlerin hızı, belki de tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar yüksek. Söz konusu değişimler, beraberinde büyük riskleri ve sınır aşan sorunları getiriyor. Toplum
Bugün hâlâ etkisini hissettiren ortodoks (pozitivist) bilim anlayışı, öncelikle Hume ve Kant’ın, daha sonra da semantik gelenek olarak anılan ve dili felsefî faaliyetin merkezine yerleştiren bir grup düşünürün, metafiziksel olanı
Alman felsefeci Immanuel Kant’ın 1788 yılında yayımladığı Kritik der Praktischen Vernunft (İkinci Kritik) kritik projesi kapsamında yazdığı üç temel eserden ikincisidir. Bu proje kapsamında Kant, Birinci Kritik olarak da anılan
İnsan, olması gereken ile olanın çakıştığı anda var olur, varlık kazanır. Böyle bir ânı ömrü boyunca yaşayabilirse bahtına şükreder. Yaşayamazsa hep o ânı, o anda yaşayanları anar. O anda kendisini
Alman felsefeci Immanuel Kant’ın 1781 yılında yayımladığı ve 1787 yılında bazı değişikliklerle ikinci basımı yapılan başyapıtı Kritik der reinen Vernunft (Birinci Kritik) kritik projesi kapsamında yazdığı üç temel eserden ilkidir.
Birçok tenkitler ve bazı tekliflerle ortaya çıkan bu kitap, evvelce neşredilmiş olan Kültür Değişmeleri ve
Dördüncü Makale Birinci Fasıl [308] Zira şey ancak bilinmek için talep edilir. Bilindiği zaman da
Sorunu olanın sorusu vardır. Bir başka deyişle, sorularınız varsa sorunlarınız var demektir. Felsefî düşüncenin sağlam
Bu yazının başlığındaki soru, esasında ilk bakışta göründüğü kadar masum değildir. Çünkü bu soru “çağdaşlaşma”yı
“Klasik” düşünce ve yapıların yerine “modern” düşünce ve yapıların ikâme edilmesiyle “teleolojik” bakışın yerini “mekânik”
I. Her türden nesneler tarafından kuşatılmış bir dünyada yaşıyoruz; ancak hiçbir felsefî çerçevede nesnelerin ya
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.