İbn Sînâ’nın Hayy ibn Yakzân gibi şiirsel kıssaları üzerine eski bir tartışma, vurgunun nazar odaklı mı yoksa müşâhede odaklı mı olması gerektiği üzerinedir. Bir tarafta, Amélie–Marie Goichon ve Dimitri Gutas
Bilindiği üzere, metafizik gelenekte konu ile mesele arasındaki ayrım, önemli bir role sahiptir. Konu, bir bilimin kendine özgü nesnesini, yani genel ve önsel olarak hakkında konuştuğu şeyi ifade eder. Mesele
Gelenekselci İslam sanatı anlayışının çeşitli isimleri, alanın ne ölçüde Kur’ân–ı Kerîm öğretisinin hizmetinde bir sanat olduğunu vurgular.1 Sanat eseri vahyin içeriğine uygun olan bir hakikati aktarır. Bu yüzden, sanat eserleri
Spinoza’nın Etika’sı modern ve çağdaş Batı felsefesinde önemli bir yere sahiptir. 1677’de yayımlanan bu eser, insan ahlâkî yaşamına dâir son derece rasyonel ve sistematik bir yaklaşım sunar. Spinoza, bu eserde
Birbirini tekrar eden çalışmaların sayısından şikayet eden ve entelektüel özgünlüğü savunan söylem giderek yaygınlaşmaktadır. Bazılarına göre düşünce tarihi çalışmaları kesinlikle vazgeçilmezdir, ancak yetersizdir; zira özellikle çok çalışılmış eserler söz konusu
Gadamer’in 1960’da yayınlanan başyapıtı Hakikat ve Yöntem’in (Wahrheit und Methode) temel gayesi, başlığın da ifade ettiği gibi, sosyal bilimlerin yöntemlerinde hakikat fikrine yeniden yer verebilmektir. Kesinlik arayışından dolayı, özellikle modern
Bilindiği gibi İbn Sînâ, hariçte, zihinde, dilde ve yazıda olmak üzere dört varlık mertebesi belirler. Daha sonra klasikleşmiş bu tasnife göre lâfızlar, bu varlık mertebelerine denk bir şekilde şey, tasavvurât,
Fransızcadan çevrilen çalışmanın beş bölümü, 2001’den beri yazılmış farklı makalelerin gözden geçirilmiş ve zenginleştirilmiş versiyonlarından oluşur. Çağdaş fenomenolojin en önemli isimlerinden Jean-Luc Marion, daha önce veriliş ve doygun fenomenler hakkında
MÜŞÂHEDE (المشاهدة) Dış ya da iç duyulardan biri ile idrak etmektir. Müşâhedât, mahsûsâttır [yani dış
Seyretsen de yâri gerçek göremen Tutuşup aşkına kül olmayınca İstesen de yâre doğru varama’n Gönülden
Mistik kelimesini gündelik hayatımızda oldukça farklı anlamlara gelecek şekilde kullanırız. Kelimeyi, bir insandan hikâyeye, bir
İnsanoğlunun düşünsel serüveni, bir anlamda «her şeyin altındaki o değişmez olan”ı bulma çabasıdır. Bir elmaya,
Nazariyat ile müşâhede arasındaki ilişki, kimi zaman iki bilgi türünü birbirinden ayırt etmek için kimi
Aklı başında her insan tefekkürün gerekli olduğu konusunda bir ölçüde ittifak eder. Bu ittifakın gerekçesi
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.