Sami Turan Erel

Sami Turan Erel

samituranerel-ilahi-web-sayi-24
İlâhî Zatın Teferrüdü ve Kulun Halveti: Kelâmî Bir Yetkinleşme Yorumu

Kişinin maddî ilintilerden uzaklaşarak Hak’la baş başa kalması anlamında bir tasavvuf terimi olan halvet, insan nefsinin yetkinleşmesinin bir yolunu teşkil eder. Dolayısıyla halveti konuşmak insan açısından yetkinleşmeyi konuşmak anlamına gelir.

1. İnsanın fiillerinin nispet edilmesi gereken özne Allah mıdır insanın kendisi midir? Bu, kelâm tarihinin başlangıcına kadar geri götürülebilecek olan insanın özgürlüğü tartışmasının temel sorusudur. Erken dönemden itibaren kelâmcılar bu

Kökleri 19. yüzyılda olmakla birlikte, bilhassa 20. yüzyılın ilk yarısına damgasını vuran varoluşçuluk, varlık karşısında oluşa, öz karşısında varoluşa, akıl ve düzen karşısında ise irrasyonel yönleriyle tebarüz eden yaşam ve

Son Yazılar

Sûfiler, kırk gün çilehâneye girmekle diğer zamanlarda peşine düşmedikleri özel bir şeyi arıyor değillerdir. Ancak

“Rabbini talep eden herkes, sırrında Rabbiyle yalnız kalmalıdır. Çünkü Allah, insan için zâhiri ve bâtını

Tek başına kalmamak için yalnızlığa tutunuyoruz…   Görüntü çağında sürekli görünmek çabası içinde yaşayan insan,

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra,Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan,Bambaşka denizlere, bambaşka

I. Bu yazıda yalnızlığa ilişkin modern tasavvurların esas itibarıyla bu tasavvuru besleyen insan anlayışının bir

Halvetin İslâm dininde ve kültüründe ne anlama geldiği, kaynakları, bu konudaki yaklaşımların neler olduğu gibi