“Biz, her şeyi apaçık bir kitapta sayıp yazmışızdır.” (Yâsin 36/12) Nefsü’l–emr terimi, İslam düşünce tarihinde İbn Sînâ sonrası dönemde, bilhassa Fahreddin er–Râzî’yle birlikte, gündeme gelen bir sorun olarak görünür.
İslam düşünce geleneğinde teklifin dayanağının akıl olduğu hususunda ortak bir kanaat vardır. Tüm düşünürlere göre insan, bilen, bildiğinin farkına varan, idrâk ettiği şeyleri temyiz edip tanımlayabilen bir cevher olduğu için
Bir hadiste “Âlimler, nebilerin varisleridir” denir. Bu hadis, İslam ilimler geleneğinde âlimlerin tarihteki ve günümüzdeki sorumluluğunu oldukça özlü bir şekilde ifade eder. Zira Teftâzânî’nin Şerhu’l–Makâsıd’ın başında söylediği gibi İslam medeniyetinde
Şu kevn ü mekânı tutmuş ışığınNöbetin bekleyen alır keşiğinBeklemeli o sultanın eşiğinGünde yüz bin kere yüzler sürmeli —Âgâhî Hakikat kelimesi, oldukça farklı bağlamlarda kullanılır. En yaygın tabir olan “hakikati
Genel olarak düşünce tarihinin en çetin meselelerinden biridir özgürlük. Bir yandan irademiz olduğunu ve bir kısım davranışlarımızı kendi irademizle tercih ettiğimizi hiçbir uyarıcıya ihtiyaç duymadan biliriz, diğer yandan da irademizi
Metafiziğe yönelik eleştirilerin ve kuşkucu yaklaşımların bir kısmı, metafizik kapsamına giren ve duyular tarafından idrak edilemeyen bir kısım meselelerin insan aklı için de gaybî olduğu ve aklın başka bir bilgi
Bilme faaliyeti, oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir ve pek çok işlev şeklinde kendisini gösterir. İslam düşünce geleneğinde filozoflar; görme, işitme ve koklama gibi dış duyular ile hiss–i müşterek, hayal, vehim,
19. yüzyılın başından itibaren Batı’da o zamana dek geliştirilmiş ve halen de gelişmeye devam eden yeni bilimin ve bu bilimi taşıyan kurumsal yapıların aktarılması, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte diğer alanlarda olduğu
Düşünce tarihinin ana konularından biri insandır. Tüm bilim ve düşünce geleneklerinde ortak bir sorunlar öbeği olduğu hatta çeşitli yollardan birbiriyle irtibatlı olan muhtelif geleneklerde bir sorun sürekliliği bulunduğu görülmektedir. Bu
Toplumu yönetme sanatı olarak siyaset mahareti, bir toplumu kuran bilgi ve eylemler mecmuasının belirli bir amaca doğru sevk ve idare edilmesidir. Toplum, bir yönüyle birbirinden bağımsız bir yönüyle de birbiriyle
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.