Keşke başlıktaki sorunun kısa ve açık bir cevabı olsaydı. Fakat bu soruyu cevaplamak, hangi açıdan alırsak alalım kolay değildir. Sanırım “mâkûl” kelimesi üzerinden ilerlemeyi deneyebiliriz. Şöyle diyebiliriz: Aklın kavradığı şey,
Bildiğimiz insanlık tarihinde muhtelif isimler adı altında hakikat bilgisine sahip olup insanın hakikat arayışında yol gösterici ve rehber konumunda bulunan şahsiyetler daima var olagelmiştir. Fakat nübüvvet meselesinin nazarî düşüncenin esasına
Nazar ve müşâhede lafızları, geçmişten günümüze insanın hakikate ulaşma çabasında izlediği farklı yolları ifade eder. Bu sebeple iki yöntemin gücü ve sınırları hakkında pek çok tartışma yapılmıştır. Tartışmaların bir çırpıda
“Bir şey biliniyorsa talep edilemez, bilinmiyorsa da talep edilemez, o hâlde öğrenme imkânsızdır” şeklinde özetlenen meşhur Menon paradoksuna birincisi Aristoteles’e, ikincisi Fârâbî’ye ait olan iki büyük çözüm önerilmiştir. Aristoteles bu
İnsanlık tarihinde en yaygın ortak tecrübelerden birinin halvet olduğu söylenebilir. İslam düşünce geleneğinde aynı tecrübenin farklı uygulamalarını ifade eden ve aralarında kısmî farklılıklar bulunan bir terimler dağarcığı geliştirilmiştir. Uzlet, çile,
Tahkîk kelimesi, İslam düşünce tarihinde daha ziyade Fahreddin Râzî ve sonrasında yaygın olarak kullanılan hatta “muhakkikler çağı” denilmeyi hak edecek şekilde döneme adını veren bir yöntemi ifade eder. Tehânevî’nin müteahhirûn
Bir sanat eserini sanat eseri yapan şey nedir? Beğeni duygusuna hitap etmesi mi? Bir aklî idrâki duyusal forma indirebilmesi mi? Sanat, gücünü duyu–akıl yahut sezgi–akıl farklılığından mı alır? Yoksa sanat,
İnsanı diğer canlılardan farklı kılan yönlerinden biri, âlet kullanma niteliğidir. Diğer canlılar arasında da âlet kullananlar bulunmaktadır fakat insan, evrenin sırlarını, maddenin gizemini ve kendi maksatları için etrafındaki nesnelerin araç
Kendi içinde bir bütünlük oluşturacak şekilde düşünülebilen her türlü toplumsal olgu, insan bireyleri tarafından çizilmiş erdem veya erdemsizlik resimleridir. Temel anlamları insan fertlerinin zihninde bulunan bu resimler, sadece anlamları bakımından
Ahlâk alanında çalışma yapan herkes, özellikle son iki yüzyılda ahlâk alanında bir kriz olduğunu fark eder: Felsefenin diğer alanlarında olduğu gibi ahlâk da klasik dünyadaki zeminini kaybetmiştir. Bilindiği üzere ahlâk,
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.