İnsanlık tarihinde en yaygın ortak tecrübelerden birinin halvet olduğu söylenebilir. İslam düşünce geleneğinde aynı tecrübenin farklı uygulamalarını ifade eden ve aralarında kısmî farklılıklar bulunan bir terimler dağarcığı geliştirilmiştir. Uzlet, çile,
Tahkîk kelimesi, İslam düşünce tarihinde daha ziyade Fahreddin Râzî ve sonrasında yaygın olarak kullanılan hatta “muhakkikler çağı” denilmeyi hak edecek şekilde döneme adını veren bir yöntemi ifade eder. Tehânevî’nin müteahhirûn
Bir sanat eserini sanat eseri yapan şey nedir? Beğeni duygusuna hitap etmesi mi? Bir aklî idrâki duyusal forma indirebilmesi mi? Sanat, gücünü duyu–akıl yahut sezgi–akıl farklılığından mı alır? Yoksa sanat,
İnsanı diğer canlılardan farklı kılan yönlerinden biri, âlet kullanma niteliğidir. Diğer canlılar arasında da âlet kullananlar bulunmaktadır fakat insan, evrenin sırlarını, maddenin gizemini ve kendi maksatları için etrafındaki nesnelerin araç
Kendi içinde bir bütünlük oluşturacak şekilde düşünülebilen her türlü toplumsal olgu, insan bireyleri tarafından çizilmiş erdem veya erdemsizlik resimleridir. Temel anlamları insan fertlerinin zihninde bulunan bu resimler, sadece anlamları bakımından
Ahlâk alanında çalışma yapan herkes, özellikle son iki yüzyılda ahlâk alanında bir kriz olduğunu fark eder: Felsefenin diğer alanlarında olduğu gibi ahlâk da klasik dünyadaki zeminini kaybetmiştir. Bilindiği üzere ahlâk,
Bu yazıda “Yasayı insânî kılan şey nedir?” sorusuna cevap arayacağım. Bu amaçla önce klasik İslam düşüncesinde yasa kavrayışına dâir kısa bir özet sunacağım. Ardından insan iradesiyle meydana gelen varlık alanında
Dünya tarihinde etkili olmuş her büyük medeniyette hem önceki medeniyetlerde geliştirilip sistemli hale getirilmiş düşünce ve uygulama alanlarına katkılar görülür hem de önceki medeniyetlerde bulunmayan veya fark edilmiş olsa bile
Dünya tarihinin belirli dönemlerinde hâkim olup bir olgu ve süreç haline gelmiş tüm medenî hareketler, insanların arzu ve umutlarını yönetme maharetine sahiptir. Bu mahareti yitirme süreciyle eş zamanlı olarak da
İslam, iman ve amel olmak üzere iki temel boyuta sahiptir. İmanın kapsamına bir bütün olarak inançlar girerken amelin kapsamına davranışlar ile davranışların kökeninde bulunan haller, melekeler ve izafetler –şimdilik
Sûfiler, kırk gün çilehâneye girmekle diğer zamanlarda peşine düşmedikleri özel bir şeyi arıyor değillerdir. Ancak
“Rabbini talep eden herkes, sırrında Rabbiyle yalnız kalmalıdır. Çünkü Allah, insan için zâhiri ve bâtını
Tek başına kalmamak için yalnızlığa tutunuyoruz… Görüntü çağında sürekli görünmek çabası içinde yaşayan insan,
Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra,Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan,Bambaşka denizlere, bambaşka
I. Bu yazıda yalnızlığa ilişkin modern tasavvurların esas itibarıyla bu tasavvuru besleyen insan anlayışının bir
Halvetin İslâm dininde ve kültüründe ne anlama geldiği, kaynakları, bu konudaki yaklaşımların neler olduğu gibi
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.