İnsan doğal bir varlıktır. Yerküre–nâm gezegende hemcinsleriyle birlikte yaşar. Etten, kemikten, kandan, tırnaktan yapılmıştır. Lâkin kendisine doğal varlıklar olarak benzeyen bitkilerden, hayvanlardan farklıdır. Onda bir başkalık, bir fazlalık vardır. Sanki
Medeni bir toplumun yerleşik olduğu mekân anlamında şehrin kuruluşu, geliştirilmiş tüm maddî altyapısının ötesinde sakinlerinin kendilerini bir sahne içerisinde idrak ediş biçimlerini varsayar. Şehir ile sahnenin idraki arasındaki rabıta, kolaylıkla,
Felsefe tarihinin belki de en önemli yarılması Platon ile Aristoteles’in gerçeklik anlayışlarında karşımıza çıkar. Varlık hissî olandan bağımsız idealarla mı yoksa ancak hissî olana gömülü küllîlerle mi özdeş kılınmalıdır? Asıl
Alman felsefeci Immanuel Kant’ın 1788 yılında yayımladığı Kritik der Praktischen Vernunft (İkinci Kritik) kritik projesi kapsamında yazdığı üç temel eserden ikincisidir. Bu proje kapsamında Kant, Birinci Kritik olarak da anılan Kritik der reinen
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.