Bakara Sûresinin 143. Âyeti

و كذالك جعلناكم أمة وسطا لتكونوا شهداء على الناس و يكون الرسول عليكم شهيدا Bakara Suresi (2): 143 Meâl-i şerîfi: “Ve ey ümmet-i Muhammed! İşte böyle bir sırat-ı müstakime hidayet etmek suretiyle biz sizi vasat, merkez ve her tarafı denk, mu’tedil, hayırlı bir ümmet yaptık ki siz diğer nâs üzerine kavlen veya fi’len veya halen […]

Saf Aklın Dâhilinde Din

Ahlâkî bakımdan iyi bir yaratılışa sahip olan her insanın, iyilik ilkesinin rehberliğinde kötülük ilkesinin saldırılarına karşı hayat boyu devam etmesi gereken savaşı, ne kadar çabalarsa çabalasın, kötülüğün hâkimiyetinden kurtulmaktan daha büyük bir yarar sağlayamaz. Kazanabileceği en büyük ödül özgür olmak, “günah yasasının bağlayıcılığından kurtulup, doğruluk adına yaşamaktır.” Bununla birlikte, kötülük ilkesinin saldırılarına maruz kalmaya devam […]

Eğitim Üzerine

104. Din bahsinde çocukların eğitimine gelince ortaya çıkan ilk mesele çocuklara dinî düşüncelerin erken yaşlardan itibaren verilmesinin faydalı olup olmadığıdır. Eğitimle ilgili eserlerde bu bahiste pek çok şey yazılıp söylenmiştir. Dinî düşünceler her zaman bir ilahiyatı tazammun eder ve kendileri hakkında ve dahası dünya hakkında henüz bir şey bilmezken genç dimağlara ilahiyat nasıl öğretilebilir? Henüz […]

Yaratılmışların İktisabının Kısımları Hakkında

Bilin ki bunlar temelde iki çeşittir: Akıl sahibi mükellefin kesbi ve akıllı olmayanın kesbi. Akıl sahibi olanlar melekler, cinler ve (ehliyet bakımından) kısıtlı olmayan, ergenlik çağına ulaşmış insanlardır. Akıl sahibi olmayanlar ise hayvanlar, çocuklar ve bunama, akıl hastalığı gibi bir kısıtlılığı bulunanlardır. Bunların fiilleri ittifakla teklifin dışındadır; çünkü bunlar akıldan, temyizden, kulluğu algılama sıhhatinden ve […]

Meşru Hakların (Emanetin) İnsanın Üzerine Vâcip Olabilmesi İçin Gerekli Olan Ehliyet Hakkında Bab

Kadı (Ebû Zeyd ed–Debûsî) —Allah ona rahmet etsin—şöyle dedi: İnsanın, bazı hakların üzerine vâcip olmasına elverişli olarak yaratıldığı konusunda ihtilaf yoktur. Çünkü insan zimmet sebebiyle kendisine sorumluluk yüklenmesine ehildir. Zira vücûbun mevkii zimmettir. “Onun zimmetinde şu sabit oldu” denilir ve bir şeyin vâcip oluşu zimmetten başka bir şeye nispet edilmez. İnsan, zimmeti var olarak yaratılır. […]

Teklif Nedir?

Üstadımız Ebû Hâşim (rh.) Bedel’in bir yerinde şöyle demiştir: Teklif, külfet ve meşakkat barındıran bir fiilin mükellef tarafından yapılmasını irade etmektir. el–Askeriyyât’ta ise şöyle demiştir: Teklif, emredilen kişiye külfet barındıran şeyin emredilmesi ve irade edilmesidir. Bundan dolayı bir kimse yüce Kadîm’i (Allah’ı) mükellef kılmış olmakla nitelenemez ama ondan istemiş olmakla nitelenebilir. İstitaât’ın bir yerinde şöyle demiştir: Bu sebeple […]

Hukuk Neyle Mükellef?

Günümüzün hâkim hukuk paradigması, hukukun en temel fonksiyonunun toplumsal düzeni sağlamak ve sürdürmek olduğunu benimsemektedir. Yani hukuk bireysel tekâmülü veya daha iyi, daha medenî bir toplumu gâye edinmez. Hukukun toplumsal düzeni sağlamada üç temel boyutu vardır: kural koyma, uygulama ve yargılama. Bu üç boyutun her birinin kendine özgü işleyişi ile ilke ve esasları bulunur. Genel, […]

Debûsî’nin Teklif Teorisi’nin Temel Unsurları Vahiy-Akıl, Ehliyet ve Sebep

İslâm hukuk ve ahlâk teorisinde yükümlülüğün kaynağını ve tanımlanmasını izleyebileceğimiz kanallardan biri belki de en önemlisi fıkıh usûlü ilmidir. Fıkıh kurallar ilmi olup kurala şer‘î hüküm denir. Fıkıh usûlü esasen kurala yani hükme ulaşma yolunu teorik çerçevede konu etse de hüküm kavramının kendisini de analiz eder. Hüküm “Mükellefin fiiline ilişkin Allah Teâlâ’nın isteme, serbest bırakma […]

Çeşitlilik Temelinde Üniversite Sistemini Yapılandırmak ve Geleceğe Hazırlamak

Giriş Türkiye’de üniversite hem beklentinin hem de eleştirinin en fazla olduğu ve ismi sıkça sorunlarla anılan bir kurum olarak karşımıza çıkmaktadır. 1933 yılında Darülfünun’un İstanbul Üniversitesi’ne dönüştürülmesi ile başlayan reform sürecini daha sonra yapılan yasal düzenlemeler izlemiştir. 12 Eylül darbesi gölgesinde 1982 yılında çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu bütüncül ve sistematik değişikliğe uğramadan hala varlığını […]

Üniversite Ne ile Mükellef? Mektepten Memlekete Dönüşün Zamanı Geldi mi?

1. Üniversite, ait olduğu toplumun kendine ilişkin şuurunu temsil eder. Türkiye’de üniversite mevcut haliyle kurulurken, bir cihetten böyle bir şuuru/yönelişi temsil ediyordu: Garp medeniyetini üstlenmeye yönelmiş, medenî milletler arasında yer almaya niyetlenmiş olan Türkiye’nin, toplumu garp medeniyetinin başarıları ile tanıştırarak, modern dünyada, medenî bir şekilde yaşamayı öğretmek, üniversitenin vazifesi olarak belirlenmişti. Bu vazife, verili şartlarda […]