I. Her fikir, söylem, konuşma, hakikat iddiası taşır. Her akıl, düşündüğünün doğru olduğuna inanır; gücünü ve acziyetini bu inanca borçludur. Başlangıçta hakikat vardır, sonda da. Hem apaçık ortada (zâhir) hem
Her varlık ve gerçeklik düzeyi kendi ait olduğu ontolojik zeminde vücut bulur. Varlık ve gerçeklik düzeyleri arasındaki ilişkiye işaret eden teşbih, hiçbir varlığı ve gerçeklik düzeyini kendi ontolojik zemininde
MÜŞÂHEDE (المشاهدة) Dış ya da iç duyulardan biri ile idrak etmektir. Müşâhedât, mahsûsâttır [yani dış
Seyretsen de yâri gerçek göremen Tutuşup aşkına kül olmayınca İstesen de yâre doğru varama’n Gönülden
Mistik kelimesini gündelik hayatımızda oldukça farklı anlamlara gelecek şekilde kullanırız. Kelimeyi, bir insandan hikâyeye, bir
İnsanoğlunun düşünsel serüveni, bir anlamda «her şeyin altındaki o değişmez olan”ı bulma çabasıdır. Bir elmaya,
Nazariyat ile müşâhede arasındaki ilişki, kimi zaman iki bilgi türünü birbirinden ayırt etmek için kimi
Aklı başında her insan tefekkürün gerekli olduğu konusunda bir ölçüde ittifak eder. Bu ittifakın gerekçesi
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.