İslam Siyaset Düşüncesi Neden Çağdaşlaşamıyor?

Bu yazının başlığındaki soru, esasında ilk bakışta göründüğü kadar masum değildir. Çünkü bu soru “çağdaşlaşma”yı kendiliğinden açık, nesnel, ortak, evrensel ve tarafsız bir ölçüt olarak kabul etmeyi de îmâ eder. Oysa çağdaşlık, tarihsel olarak belirli siyasal ontolojilerin içinde ve onlarla uyumlu bir şekilde tanımlanan hangi siyasal ontolojilerin konuşma, düzen kurma ve tanımlayıcı/belirleyici olma hakkına sahip […]
Teknolojik Tekillik ve Yapay Zekâ Sorunu: Öznellik ve Epistemik Otoritenin Dönüşümü
“Klasik” düşünce ve yapıların yerine “modern” düşünce ve yapıların ikâme edilmesiyle “teleolojik” bakışın yerini “mekânik” bakış aldı. Descartes’in “cogito” eksenli mekânik düşünce tasavvuru, ruh ve onun parçası olan aklın yerine beynin işlevi olarak gördüğü zihni ikame etti. Teleolojik merkezli dünya tasavvurunun yerini mekânik tasavvurun aldığının en büyük göstergesi ruhun yerini zihnin, aklın yerini zekânın almasıdır. […]
Aynanın Kendisi Nasıl Mümkündür?

I. Her türden nesneler tarafından kuşatılmış bir dünyada yaşıyoruz; ancak hiçbir felsefî çerçevede nesnelerin ya da temel ayrımların (özne – nesne, cevher – araz vb.) tek bir açıklamasını veren birleşik bir teorisine veya ontolojisine sahip değiliz. İster teknolojik nesnelerden ister doğal nesnelerden, demetlerden, olaylardan, gruplardan, hayvanlardan, kurumlardan ya da dilsel nesnelerden bahsediyor olalım, bugüne kadar […]
Metafizikte Konu–Mesele Farkına Problematolojik Bir Yaklaşım
Bilindiği üzere, metafizik gelenekte konu ile mesele arasındaki ayrım, önemli bir role sahiptir. Konu, bir bilimin kendine özgü nesnesini, yani genel ve önsel olarak hakkında konuştuğu şeyi ifade eder. Mesele ise bu konu hakkında ortaya konulan, kanıt, tartışma ya da açıklama gerektiren problemli sorulara karşılık gelir. Başka bir deyişle, konu, ortak bir anlaşılırlık alanı olarak […]
Şeceretü’l–Huld Nerede?

İnsanoğlunun aslî meseleleri vardır, bunların etrafında ise sayısız küçük mesele kümelenir. Aslî meseleler; özünde geçmiş, şimdi ve geleceğe taalluk eder. Daha küçük meseleler ise büyük meselelere bağlı olarak bilimler içinde yer tutar. Dolayısıyla önce kök meselelere işaret edip ardından bilimlerin meselelerine işaret etmek gerekir ve nihayetinde ikisi arasındaki irtibatın yönüne dikkat çekmek uygun olur. Kök […]
Fıkha Ne Oldu?

Hukukta Devletin Tekeli Mecelle’nin yürürlüğe girmesini İslam hukuk/fıkıh tarihinde bir dönüm noktası olarak almak gerekir. Zîra bu tarihten itibaren İslam tarihinde bilinen şekliyle fıkıhtan söz etmek artık mümkün olmayacaktır. Bu hem siyasî/idârî bakımdan hem de ilmî bakımdan böyledir. Ne demek istediğimi biraz açmam gerekirse Mecelle’ye kadar fıkıh ile devlet arasındaki ilişki, kabaca şu şekilde yürüyordu: […]
Krizi Kökeninden Hareketle Teşhis Etmek

Modern ve çağdaş zamanlarda Müslümanların karşı karşıya kaldıkları sorunların, büyük ölçüde epistemolojik kaygılar doğrultusunda teşekkül etmiş olan bir dil üzerinden ifade edildiği ve buna bağlı olarak da epistemolojik araçlarla çözülmeye çalışıldığı söylenebilir. Bu doğrultuda olmak üzere, krizin temel nedenleri olarak Müslümanların daha başlangıçtan itibaren kaderci bir anlayış içerisinde olmaları, akla ve bilime mesafeli bir inanç […]
Müslümanlar Yeniden Sahih Bir Fâiliyet Sergilemek için Hangi Sorunları Çözmeli?

İnsanlık, günümüzde çok katmanlı bir krizle karşı karşıya… İklim ve çevre felaketlerinden işsizlik ve fakirliğe, muhtelif türde şiddet biçimlerinin yaygınlaşmasından dünya ölçeğinde yükselen savaş tehdidine, göçmenliğin kışkırttığı ayrımcılıktan teknolojinin beraberinde getirdiği muhtelif meydan okumalara, hakikate ilgisizlik kalmaktan hazları her şeye öncelemeye, meşru bir otorite tanımama başıboşluğundan her yapabildiğini sonunu düşünmeden yapma eğilimine, […] büyük bir […]
İçtimâî İstiklal Savaşı

1 İnsan zayıf ve muhtaç bir varlıktır; varlığını, kendisine verilmiş olan kabiliyetleri istihdam edip ihtiyaçlarını karşılayarak sürdürür. İhtiyaçlarını karşılayamadığı zaman, o cihette eksik kalır. İhtiyacı karşılama durumu, sorun bağlamının esasını teşkil eder. İhtiyacın olduğu yerde sorun vardır. İhtiyaç, olan ile olması gereken arasında mevcut olan açığın bir formudur. İnsanın tek başına olsun olmasın hep […]
Sorular, Sorunlar ve Kaderimiz

Düşüncelerimiz gibi sorularımız, dolayısıyla sorunlarımız da katmanlı bir yapı arz eder. Sorularımızdan bazıları doğrudan arz üzerindeki bulunuşumuza yönelir. Bunlar en aslî sorulardır ve buradaki varlığımızı anlamlandırmayı amaçlar; nereden geldiğimiz, nerede olduğumuz, bizden ne beklendiği ve nereye doğru gittiğimiz gibi varoluşsal kaygıları dile getirirler. Böyle sorularla ilgili olarak insan türü ortaktır. Sahip olduğu katlanmış bilinç yapısı […]