Necdet Subaşı

Necdet Subaşı

Din Yorgunluğu

Sadece Türkiye özelinde olmaksızın genel olarak dünya ölçeğinde de dinin gidişatına ilişkin sıkı bir eleştirel takibat, varlığını ağır bir şekilde hissettiriyor. Dinin hemen her hâli üzerine bir şeyler söyleniyor. Öyle

İlahiyat alanını, modern Türkiye’nin laik–seküler beklentilerinden bağımsız olarak ele almak her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Oysaki ilahiyat, genelde Tanrı üzerine detaylandırılmış; problematik eksenli ve nihayetinde onun yerini mâkûlleştirme çabası

Aydın çoğu zaman bilme biçimlerindeki ayırt edici pozisyonlarıyla genel toplumdan ayrı bir yerde tutulmayı, ele alınmayı ve değerlendirilmeyi hak eder. Tarihsel yükleri, güncel temsilleri ve bildik dünyadaki özellikli yanları onları

Akademisyen ifadesi modern bilgi dünyasının en itibarlı kavramları arasında yer alır. Yeni bir tarihselliğin ürünü olarak akademisyenin varlık beyanı onu modern dünyanın aktüel bir parçası olarak değerlendirmemize fırsat verir. İnsanlığın

Günümüzde siyaset gündelik hayatın temel rükünleri arasında yer almakta artık eskisi kadar zorlanmıyor. Toplumsal gerçekliğin kendine özgü doğası ve akışı siyasal bakış açıları içinde ancak okunup tartışılabiliyor. Siyasetin belli başlı

Aydın çoğu zaman bilme biçimlerindeki ayırt edici pozisyonlarıyla genel toplumdan ayrı bir yerde tutulmayı, ele alınmayı ve değerlendirilmeyi hak eder. Tarihsel yükleri, güncel temsilleri ve bildik dünyadaki özellikli yanları onları

Son Yazılar

Ahmet Ayhan Çitil: Teklif dergisinin “Siyaset” başlıklı sayısının açık oturumu için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

[/dflip Türker: Bismillah ve bihi nesta‘în. Adalet kelimesi, neredeyse dinî ve felsefî tüm bilimlerde terminolojik

Fazlıoğlu: Şöyle başlayabiliriz: Bir şey hakkında yargıda bulunmak, o şeyin tasavvurunun uzantısı olduğuna göre öncelikle

Çitil: Sevgili arkadaşlar, açık oturumlarımızın üçüncüsünde buluşmuş durumdayız. Okurlarımıza da hatırlatmak üzere ilk sayımız mükellefiyet,

İhsan Fazlıoğlu: Gerçeklik dediğimiz şey bir soru konusu kılınacaksa öncelikle bu gerçekliği idrâk eden, bu

333. Medenîleşmiş uluslar kadar barbar olan bütün uluslar da zaman ve mekân bakımından birbirlerinden uzak