Nasıl ki Tabiat’ta nihai amaç bir canlının, hatta bir nesnenin varlığını sürdürmesi, daha farklı bir deyişle varlığa tutunması ise, Hayat’ta da siyasetin nihai gayesi, ferd ve tür olarak insanı korumak
İbn Bâcce’nin (ö. 1139) Tedbîr el–mutevahhid, İbn Tufeyl’in (ö. 1185) Hayy b. Yakzân, ve İbn Rüşd’ün (1198) Fasl el–mekâl fîmâ beyn el–şerîa ve el–hikme min el–ittisâl ve diğer eserlerindeki fikirler hem felsefe–bilim tarihinde hem
Teklîf gibi bir kavramı temellendirmek ve mükellefiyet gibi bir kavrama içerik kazandırmak için öncelikle büyük ölçekte ‘Varlık’ın bir anlamı mevcut mudur?’; küçük ölçekte ise, Varlık’ın bir var–olan–olarak üyesi ‘insanın bir gâyesi ve amacı var mıdır?’ sorularının
Birçok tenkitler ve bazı tekliflerle ortaya çıkan bu kitap, evvelce neşredilmiş olan Kültür Değişmeleri ve
Dördüncü Makale Birinci Fasıl [308] Zira şey ancak bilinmek için talep edilir. Bilindiği zaman da
Sorunu olanın sorusu vardır. Bir başka deyişle, sorularınız varsa sorunlarınız var demektir. Felsefî düşüncenin sağlam
Bu yazının başlığındaki soru, esasında ilk bakışta göründüğü kadar masum değildir. Çünkü bu soru “çağdaşlaşma”yı
“Klasik” düşünce ve yapıların yerine “modern” düşünce ve yapıların ikâme edilmesiyle “teleolojik” bakışın yerini “mekânik”
I. Her türden nesneler tarafından kuşatılmış bir dünyada yaşıyoruz; ancak hiçbir felsefî çerçevede nesnelerin ya
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.