“Bilmek isterim, dünyayı derûnunda neyin bir arada tuttuğunu.” —J. W. Goethe, Faust Genel olarak nedenselliğin ve belirli sebep–sonuç ilişkilerinin mevcudiyeti, en azından sağduyusal seviyede, hem ontolojik hem de epistemolojik
İnsan olmak bakımından insan, özsel varoluşu itibarıyla herhangi sistematik bir felsefî–bilimsel eğitim prosedüründen geçmeden de –yani pre–teorik bir vasatta– kendisine gerçeklik, varlık, mutlak ve doğruluk gibi meselelerle alakalı sorular sormaya
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.