Dursun Çiçek

Dursun Çiçek

Bir İnanç Alanı Olarak Tarih ya da Tarihin Metafizikleştirilmesi Herder Üzerinden Avrupa Merkezci Tarih Anlayışı

Rönesans–Aydınlanma sürecinde sırf düşünce tarihi değil; dünya ve insanlık tarihi de yeniden yazıldı. Avrupa ve Avrupalı insan, hayatın merkezi oldu. Bir başka deyişle yer merkezli evren görüşünden güneş merkezli evren

Medeniyet, iki yüz yıldır düşünce dünyamızın belirleyici kavramlarından biri. Modernleşme ve Batılılaşma sürecimizde, Batıcısından İslamcısına herkesin içselleştirdiği, benimsediği ve üzerinde konuştuğu bir kavram. Modern süreçte Batı toplumu için anahtar kavramlardan

Filozofların odağında felsefe ve filozofun olduğu bir siyasî yapı düşünmeleri, özellikle hayatları incelendiğinde tabiidir. Yaşadıkları hayat, onların siyasî ve ahlâkî sistemlerini ve düşüncelerini birinci derecede belirlemiştir. Bu yanıyla Platon ve

Teklif dergisinin 10. sayısında modern sanatın estetize edilerek öncelikle bir manevî bilim, sonrasında bir metafizik haline getirilerek dinin yerine ikame edilme çabasını, diğer deyişle tinselleşme sürecine giden yolu, ele almıştım.

Metafizik, felsefe ve bilim alanında “yeni” mihengi ortaya koyan Aydınlanma süreci, belki de en net ve kesin ayrımı kimilerince daha sonra “yeni metafizik ve yeni manevîyat” olarak nitelenecek sanat alanında

Modern insanı en iyi görüntüsünden tanırız… Çünkü onun “zâtı” görüntüsüdür. Bir başka deyişle onun mevcudiyeti görüntüsüne bağlıdır. Söz konusu görüntü bir görünen olmadığı gibi bir görünmeyen de değildir. Bilakis o

Belki de insanın doğasını keşfetmekle başladı her şey… Modern düşünce ekseninde insanın özneye ve bireye dönüşmesi, aşkın olanın içkin olanda temsili, yeni birey veya insanın varlığın merkezi haline gelmesi, özgürlük,

Fotoğraf makineleri, gerçekliği, ileri bir sanayi toplumunun işleyişi açısından temel öneme sahip iki şekilde tanımlarlar: (kitleler için) bir seyirlik malzemesi olarak, (egemenler için) bir denetim aracı olarak. Görüntü üretimi, ayrıca

Sinema deyince akla öncelikle “görüntü” gelir ama Semih Kaplanoğlu filmleri sırf bir görüntüden ibaret değil. Türk sinemasında bir sinema metafiziği yazılacaksa onun filmleri şüphesiz ki merkezî bir yerde duracak… Çünkü

Modern metafizikle birlikte yeni kodlar ve yeni şemaların mutlaklaştırıldığı ve evrenselleştirildiği muhakkak. Aşkın olanın ötelenmesi, numen-fenomen ayrımının mutlaklaştırılması, kutsalın hatta Tanrı’nın insan özelinde yeni bir içkin bağlama taşınması “yeni insan”a

Son Yazılar

Ahmet Ayhan Çitil: Teklif dergisinin “Siyaset” başlıklı sayısının açık oturumu için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

[/dflip Türker: Bismillah ve bihi nesta‘în. Adalet kelimesi, neredeyse dinî ve felsefî tüm bilimlerde terminolojik

Fazlıoğlu: Şöyle başlayabiliriz: Bir şey hakkında yargıda bulunmak, o şeyin tasavvurunun uzantısı olduğuna göre öncelikle

Çitil: Sevgili arkadaşlar, açık oturumlarımızın üçüncüsünde buluşmuş durumdayız. Okurlarımıza da hatırlatmak üzere ilk sayımız mükellefiyet,

İhsan Fazlıoğlu: Gerçeklik dediğimiz şey bir soru konusu kılınacaksa öncelikle bu gerçekliği idrâk eden, bu

333. Medenîleşmiş uluslar kadar barbar olan bütün uluslar da zaman ve mekân bakımından birbirlerinden uzak