Sem’iyyât ve Mâkûliyet: Mâkûliyet Sorunu Aşılabilir mi?

Tahsin Görgün

Tahsin Görgün



1. 

Mâkûliyet, ön şartlarını yerine getiren insanlar tarafından anlaşılabilir, açıklanabilir ve yapılabilir olmayı ifade eder. Mâkûliyet, esas itibarıyla insan fiilleri ile alakalıdır; insanların bireysel/amel, toplumsal/muamele ve sistemsel/mübadele fiilleri ve bunların sonuçları, mâkûliyetin konusudur. Bunun ötesinde insan fiillerinin son ucu olarak ortaya çıkan ilişki düzenleri ve sistemler de mâkûliyet ile alakalıdır. Doğrudan insan fiili olmamakla birlikte, insanların hayatına giren ve insanlar tarafından anlama, açıklama ve üzerinde tasarruf/benzerinin yapılabilme cihetinden ilgi ufkuna giren her şey de anlama ve açıklamanın konusu olarak mâkûliyet ile irtibatlıdır. 

İnsan fiilleri ve onların doğrudan sonucu olanlar ile insan fiili olmamakla birlikte, insanın anlama, açıklama ve tasarrufu/taklidine konu olanların mâkûliyet ile ilişkisi, birbirinden farklıdır: Birincilerde insanın akıl varlığı olması esas teşkil ederken ikinciler, insanın akıl varlığı olmasının ve akledebilmesinin esasını teşkil eder. Bu çerçevede insanın diğer canlılardan temayüz ettiği akıl/nutkiyet, zâhir ve bâtın nutuk olarak, insanın mâkûliyetini önceleyerek onu mümkün kılar. Zâhir nutuk, yani tabiî bir dili öğrenme ve bilenlerle irtibat kurma kabiliyeti yanında, bâtın nutuk, yani insanın idrâk, tahayyül, tevehhüm, taakkul ve hafıza gibi kabiliyetleri, evrendeki fizikî düzenliliklerle birlikte, anlama, açıklama ve yapabilme imkanını sağlarken bunun içeriği insana tabiî ve vaz’î olarak verilmiş olanlar tarafından temin edilir. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun