Kant’tan Sonra Yeni Bir Kritiğe İhtiyaç Var mı?

“Kritik” ve “kriz” terimlerinin kökleri aynı. O kökte ayırt etmek, süzmek ve sınırlandırmak var. Kritik etmek bu kavramlardan hareketle hüküm vermeyi içeriyor. Kritik bir yandan tefrik etmek, bir diğer yandan da sınırını çizmek, sınırlarını belirlemek anlamlarına geliyor. Türkçede “kritik” için iki ayrı sözcük kullanıyoruz. Bunlardan biri “tenkit”, diğeri “eleştiri”. “Tenkit” sözcüğünün kökünde gagalamak var. Vurgu […]
Yeni Bir Tahkik İçin: Niçin Bir “Matematiksel Metafizik” Gereklidir?

Tahkik, bir kelime olarak pek çok anlama sahiptir. Farklı bilimsel disiplinler içindeki kavramsal kullanımı farklılık gösterebilir. Herhangi bir felsefî–bilimsel tutumun benimsediği yöntem içinde değişik ıstılâhî anlamlara sahip olabilir. Tüm bunların yanında bir bilme tarzı/yöntemi olarak da görülebilir. 17. yüzyılda modern felsefenin teşekkülü akabinde şüphenin yöntemsel kullanımı, daha özet bir deyişle, yöntemsel şüphe olarak tanımlanabilir. Tahkik […]
Yeniden Tahkik: Neden, Nasıl?

Kuşkusuz tüm canlılar bir hayatı yaşar fakat onlar arasından yalnızca insan sadece yaşamakla kalmayıp aynı zamanda “Yaşam nedir?” sorusunu sorar. Bu, onun hemen her şeyle arasına mesafe koyarak onlar üzerine düşünebilme yönündeki metafizik kabiliyetinin doğal bir tezahürüdür. Bir kez bu soruyu sorduğunda insanın önüne yaşanabilecek birçok hayat çıkar. İnsanın kaderi, bu hayatlar arasından hangisinin gerçekten […]
Tahkik Nedir?

Tahkîk kelimesi, İslam düşünce tarihinde daha ziyade Fahreddin Râzî ve sonrasında yaygın olarak kullanılan hatta “muhakkikler çağı” denilmeyi hak edecek şekilde döneme adını veren bir yöntemi ifade eder. Tehânevî’nin müteahhirûn dönem kaynaklarına dayanarak hazırladığı Keşşâfu ıstılâhâti’l–funûn ve’l–ulûm adlı eserinde “tahkik ehli şöyle der”, “bunun tahkiki şudur” ve “meselenin tahkiki şudur” gibi kalıp ifadelerde tahkik kelimesi […]
Tahkik ama Nasıl?

1. Tür olarak insan, mevcudiyetini farkında olsa da olmasa da Hakk ve hakikat ile irtibat içinde sürdürür. İnsan, esas itibarıyla Hakk ve hakikate bağlı olmak zorunda olduğu gibi, Hakk ve hakikat da insanı bağlar. Diğer taraftan insan, kendi mükteseb amelleri ve onların sonuçlarından ibaret bir düzen/dünya içinde mevcudiyetini sürdürmek zorundadır. Her insan yavrusu, daha önce […]