Türkçe azgın kelimesi, ‘az–’ fiilinden türer. Fiil, pek çok Türk lehçesinde “şaşırmak, yoldan sapmak, doğruluktan ayrılmak, yoldan çıkmak” anlamlarına gelir. Azerbaycan Türkçesinde, günümüzde dahi “yolunu kaybetmek”, dolayısıyla “kaybolmak” anlamlarında kullanılmaya devam eder. Budist ve Maniheist Uygur Türkçesiyle kaleme alınmış eski metinlerde, daha da tahsis edilerek soyut anlamda, “günah işlemek”, hatta “dinden sapmak” anlamlarını hâizdir. Kelimeye fiilden isim yapım eki ‘–gın/–gun’ eklenerek azgın sıfatı elde edilir. Söz konusu ‘–gın/–gun’ eki, eklendiği fiilden, eylemin sürekli, yoğun ve aşırı yapıldığına delâlet eden sıfatlar türetir. Mesela, ‘kız–’ fiiline ‘–gın’ eki eklendiğinde elde edilen kızgın sıfatı, kızma eyleminin hem şiddetli, aşırı, hem de sürekli olduğunu gösterir. Tüm bunları muhtevi olarak denetlenemez anlamını da kazanarak hem coğrafî olgu ve olaylar hem de hayvanlar için, azgın dalgalar ya da azgın köpek örneklerinde olduğu gibi, taşkın, hırçın ve kudurgan manalarında kullanılmaya başlanmıştır. İlginçtir ki, Karluk Türkçesi metinlerinde azgınlık, soyut bir biçimde, faziletin/erdemin zıddını veren cehalet anlamını muhtevidir. Bu kullanımın iz düşümleri, bahusus, tasavvufî metinlerde, azgın nefis örneğindeki gibi takip edilebilir. Tarihî süreçte ‘az–’ fiilinden ‘–lı’ ekiyle, aşırılığı daha şiddetli vurgulamak için azılı katil örneğinde görüldüğü üzere, azılı sıfatı türetilmiştir. Bu ekle türetilen sıfatlar, bir taraftan da, tehlike arz eden eylemleri ve varlıkları imlerler (örnek: Azılı düşman).