M. Merleau-Ponty, Le visible et l’invisible, suivi de notes de travail (Görünür ve Görünmez, çalışma notları)

Maurice Merleau-Ponty son büyük eseri olan Görünür ve Görünmez’i tamamlayamadan 3 Mayıs 1961’de erken yaşta hayatını kaybetmiştir. Görünür ve Görünmez başlığını vermek istediği eserinin yazımına ölümünden iki yıl önce başlamıştır. Söz konusu projenin 1959 öncesi elyazmalarındaki muhtemel başlıkları Hakikatin Soykütüğü ve Hakikatin Kökeni’dir.  Merleau-Ponty’nin ölümünden sonra Claude Lefort’un yayına hazırladığı kitabın dört ana bölümü şunlardır: […]

Gayb Üzerine, Bakara Sûresi Tefsirinden

O müttakīler ki gayb-i Hakk’a iman ederler, yahut gıyâben dahi iman ederler. Ta‘bîr-i âharla onlar gözle değil kalb ile iman ederler. Onlar reyb-i küllîden âzâde oldukları gibi iman etmek için önlerine dikilmiş putlara, haçlara da bağlanmazlar, gözlerinin önünde bulunan bugünkü ve şu andaki meşhudât u mahsüsâta saplanıp kalmazlar, mâverâ-yı hissi, kalbi ve müte‘allakāt-ı kalbi tanırlar. […]

Görünmeyen, Görünen ve Görüntü Bağlamında Sinema Semih Kaplanoğlu ile Söyleşi

Sinema deyince akla öncelikle “görüntü” gelir ama Semih Kaplanoğlu filmleri sırf bir görüntüden ibaret değil. Türk sinemasında bir sinema metafiziği yazılacaksa onun filmleri şüphesiz ki merkezî bir yerde duracak… Çünkü o görüntü vasıtası ile “öte”sine işaret eden bir anlayışa, dile ve üsluba sahip. Onun filmlerinde evin, kuyunun, sütün, yumurtanın, balın, buğdayın ne olduğunu hakikatiyle anladığınız […]

Dehâ ve Sanatkârın Îcadı “Ulûhiyetin İnsanda Tezahürü”

Modern metafizikle birlikte yeni kodlar ve yeni şemaların mutlaklaştırıldığı ve evrenselleştirildiği muhakkak. Aşkın olanın ötelenmesi, numen-fenomen ayrımının mutlaklaştırılması, kutsalın hatta Tanrı’nın insan özelinde yeni bir içkin bağlama taşınması “yeni insan”a merkezî bir yer açtı. Her şeyin ölçüsünün “insan” olması, insanın “özneleşme” sürecini de başlattı. Ancak bu insan “bildiğimiz” anlamda insan değil, nitelikleri modern metafizikle kodlanan […]

Mikroskop ve Teleskobun Gör Dediği: duyumsanabilir olmayan

Aristoteles Ruh Üzerine adlı eserinin III. alt bölümünün hemen başında beş duyu dışında duyu olmadığına dair argümanlarını sıralar. Duyumsanabilir olan ancak temas üzerinden ya da temas etmeksizin duyumsanır. İlk durumda aslî duyu dokunma iken ikincisi yalın cisimler (στοιχεία) aracılığıyla gerçekleşir. Aristoteles yalın cisimlerin oluşturduğu ortamı temas etmeksizin duyumsanabilir olanın ilkesi kılar. Bu durumda duyumsanabilir olan […]

Sanallık ve Metaverse Gayb’dan Kopan Aklın Sanallığı Seyrederken Kayba Seyretmesi

Mademki hakikatin, gizli, örtülü olması ve gayba inanmak daha iyi, öyle ise ağzını kapa, dudaklarını yum; yumuk dudaklar daha hoş… Kardeşim, sözden sakın, hakikat sırlarını söylemekten vaz geç ki, ledün ilmini Cenab-ı Hakk kendisi meydana çıkarsın. —Mesnevî, Mevlâna Öyleyse hakikat nedir? Eğretilemelerin, kinayelerin, antropomorfizmlerin, kısacası tüm insan ilişkilerinin yekûnunun şairane ve retoriksel, aktarımlara ve süslemeye […]

Gaybla İrtibat Günümüzde Müslümanlara Hangi Külfeti Yüklüyor?

İnsan neyi bilirse bilsin bilmedikleri hep vardır.  Bazı şeyleri bildiğini sanır. Sonradan işlerin bildiği gibi olmadığını fark eder. Dolayısıyla bildiğine karşı bir güvensizlik alttan alta kendisini hemen her zaman hissettirir. Bazı şeyleri örtük biçimde biliyordur ama bir türlü bilince çıkarıp “işte bu” diye karşısına koyamaz.  Bazı şeyleri bir cihetten bilir, varlıklarının farkındadır ama niye öyle […]

Ahid ve Adalet

Şehir Arazi Üzerine Değil, Adalet Üzerine Kurulur Hz. Ömer’e atfedilen “Adalet mülkün temelidir” sözü kadim bir ilkeyi en veciz bir biçimde dile getirir. Buradaki mülkün öncelikli olarak egemenlik alanı (medine/şehir/memleket) anlamında bir mânâyı muhtevi olduğunun altını çizelim. Bakara suresi 251. âyet-i kerimede Calut’un yenilmesi ve Kudüs’ün fethinden sonra Davut’a mülk ve hikmet verildiği söylenir. Mülkün […]

Adaletin Görkemini Başkası’nın Yüzünde Aramak: Kadı Abdülcebbâr Açısından Bir Çözümleme

Adalet, Themis heykelinde görkemli bir kadın olarak temsil edilir. Görkemi gücünden, yanılmazlığından ve herkese eşit mesafede olmasından kaynaklanır. Mahkeme salonlarının tasarımı tarihsel süreç içerisinde değişmiş olsa da yargıçların kıyafetleri, oturdukları kürsüleri ve buna karşın sanıkların konumlandığı yerler Themis heykelinin görünümüne paralel olarak tasarlanmıştır. Tanrı’ya/Tanrıça’ya özdeş olarak görülen adalet, tüm toplumlarda yüce bir ideal olarak görülse […]

Politeia Diyaloğunda Sokrates ve Thrasumakhos Tartışması: Güç ve Adalet Bağlamında Mutluluk ve Erdem (Aretê) İlişkisi

Giriş Politeia1 diyaloğu ittifakla Platon’un baş eseri kabul edilir. Bunun nedeni kapsayıcı içeriğinin yanı sıra Sokratesçi olarak bilinen diğer diyalogların aksine bizi sonunda muğlak ve muallakta bırakmamasıdır. Ele aldığı adalet meselesini tüm cihetleriyle tartışarak sonuca bağlar ve bunu yaparken felsefe, bilim, sanat, din, toplum, siyaset, kültür dahil pek çok katmanı birlikte ve iç içe ele […]