Görünmeyen, Görünen ve Görüntü Bağlamında Sinema Semih Kaplanoğlu ile Söyleşi

Dursun Çiçek

Dursun Çiçek



Sinema deyince akla öncelikle “görüntü” gelir ama Semih Kaplanoğlu filmleri sırf bir görüntüden ibaret değil. Türk sinemasında bir sinema metafiziği yazılacaksa onun filmleri şüphesiz ki merkezî bir yerde duracak… Çünkü o görüntü vasıtası ile “öte”sine işaret eden bir anlayışa, dile ve üsluba sahip. Onun filmlerinde evin, kuyunun, sütün, yumurtanın, balın, buğdayın ne olduğunu hakikatiyle anladığınız gibi kendinizi yine bu temsiller üzerinden bir hikmet bağlamının içinde bulursunuz. Ya bir kıssanın içindesinizdir ya bir menkıbenin ya da sürekliliği bitmeyen bir hikâyenin… Ancak bunların en önemli özelliği içinde taşıdığı derin hayal gücüne rağmen gerçeklikten kopmamasıdır. Bu anlamda onun filmleri bir romantizme, nostalji veya ütopya/distopyaya indirgenemez. Herkes Kendi Evinde ile başlayan süreç Bir Yusuf Üçlemesi (Yumarta, Süt, Bal), Buğday ve Bağlılık serisi ile devam ediyor. 

Semih Kaplanoğlu gelenekten beslenen bir yönetmen. Bilhassa Kur’ân–ı Kerîm kıssaları başta olmak üzere kendi geleneğine ait her bir bağlam onun için sinema vasıtası ile bakılacak, görülecek, anlaşılacak ve anlatılacak bir unsurdur. Bu anlamda gayb’dan haber veren Kur’ân–ı Kerîm kıssalarından beslenmesi tesadüfle açıklanamaz. O, bir bakıma Cenab-ı Hakk’ın gayb’dan verdiği haberlerden yola çıkarak gerçekliğimizi nasıl inşa edebileceğimizi sinema vasıtası ile yerine getirmeye çalışır. Bence sinema kendine ait özellikleri bakımından bu hususta ayrı bir avantaja da sahip gibi. Semih Kaplanoğlu filmlerinde bu anlamda görüntü, görünen ve görünmeyeni aynı kadraja sığdıran bir yönetmen. Hatta daha çok temsiller vasıtası ile görünmeyene işaret eder. Kimi zaman bir rüzgârın uğultusunda, kimi zaman bir ağacın nefes alışında, kimi zaman bir kuyunun sonsuzluğunda bunu yakından hissederiz. Öyleyse Semih Kaplanoğlu’nun filmlerindeki bu şiiri, bu sırrı, bu “bilinmez meşhur”u filmlerin de ötesinde konuşmak gerekiyor. Biz de gayb ve sinema ilişkisini, sinemadaki aşkın bağlamı öne çıkarmak için Semih Kaplanoğlu ile sohbete başladık. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun