İçtimâî İstiklal Savaşı

1 İnsan zayıf ve muhtaç bir varlıktır; varlığını, kendisine verilmiş olan kabiliyetleri istihdam edip ihtiyaçlarını karşılayarak sürdürür. İhtiyaçlarını karşılayamadığı zaman, o cihette eksik kalır. İhtiyacı karşılama durumu, sorun bağlamının esasını teşkil eder. İhtiyacın olduğu yerde sorun vardır. İhtiyaç, olan ile olması gereken arasında mevcut olan açığın bir formudur. İnsanın tek başına olsun olmasın hep […]
Sorular, Sorunlar ve Kaderimiz

Düşüncelerimiz gibi sorularımız, dolayısıyla sorunlarımız da katmanlı bir yapı arz eder. Sorularımızdan bazıları doğrudan arz üzerindeki bulunuşumuza yönelir. Bunlar en aslî sorulardır ve buradaki varlığımızı anlamlandırmayı amaçlar; nereden geldiğimiz, nerede olduğumuz, bizden ne beklendiği ve nereye doğru gittiğimiz gibi varoluşsal kaygıları dile getirirler. Böyle sorularla ilgili olarak insan türü ortaktır. Sahip olduğu katlanmış bilinç yapısı […]
Sorunu Sorun Etmek: Sahîh İlke, Sarîh Bilgi

İbn Sînâ’nın öğrencisi filozof Ebû Nasr Nesevî, H. 473/M. 1080–1081 yılında matematikçi–filozof Ömer Hayyâm’a bir mektup yazar.1 Nesevî, mektubunda Hayyâm’a, iki konuda tek bir soru sorar: Âlem’in, bahusus insanın yaratılmasında ve insanın ibâdetlerle mükellef kılınmasında Tanrı Teâlâ’nın hikmeti nedir? Nesevî, akabinde, Hayyâm’ı öven beyitlerinde iki meseleyi sırasıyla tekvin ve teklif olarak kavramsallaştırır ve her iki […]
Sorun Ne?

“Bir şey biliniyorsa talep edilemez, bilinmiyorsa da talep edilemez, o hâlde öğrenme imkânsızdır” şeklinde özetlenen meşhur Menon paradoksuna birincisi Aristoteles’e, ikincisi Fârâbî’ye ait olan iki büyük çözüm önerilmiştir. Aristoteles bu paradoksu kuvve–fiil ayrımıyla çözerek öğrenmenin kuvveden fiile intikal olduğunu söylemiştir. Aristoteles’ten Fârâbî’ye kadar paradoksun ele alındığı felsefe metinlerinde kuvve–fiil ayrımının işlendiği görülür. Fârâbî paradoksa yeni […]
Açık Oturum: Sorun

Türker: Bismillahirrahmanirrahim. Teklif dergimizin yeni sayısının açık oturumuna başlıyoruz. Hepiniz hoş geldiniz. Bu sayımızın konusu tek kelimeyle “sorun” ya da İhsan hocamın son toplantıda formüle ettiği şekliyle: Soru–sorun–mesele. Fazlıoğlu: Question, problem, issue, case, vb., ana dilimizde (!) söylersek… Türker: Evet, bundan kastımız şu: İster herhangi bir tefekkür faaliyetinin konusu olacak şekilde ister tek tek […]
Sayı 24: Halvet

Ahmet Ayhan Çitil • Dursun Çiçek • Eşref Altaş • Hasan Aycın • Hümeyra Özturan • İbrahim Halil Üçer • İhsan Fazlıoğlu • Latif Karagöz • Mehmet Özturan • Metin Noorata • Orhan Musahanlı • Ömer Türker • Sami Turan Erel • Semih Ceyhan • Tahsin Görgün Teklif, varoluşumuza temel teşkil eden temalarla ilgili sorgulama sürecini bu kez halvet temasıyla sürdürüyor. Teklif, her seferinde olduğu gibi klasik hükmündeki kitapların […]
Halvet

Sûfiler, kırk gün çilehâneye girmekle diğer zamanlarda peşine düşmedikleri özel bir şeyi arıyor değillerdir. Ancak onlar, nefsin edebe muhalif tutumları ve içinde bulundukları hallerini karıştıracak davranışları çoğalınca kırk gün özel bir riyâzata girerek orada elde ettikleri bereketi ve edebi bütün vakitlerine yaymayı hedeflemişlerdir. Bu vaktin kırk güne tahsis edilmesi, Rasûlullah’ın[s.a.v.] bir hadis–i şeriflerinde, özellikle “kırk” […]
Halvet: Fütûhât–ı Mekkiyye’den

“Rabbini talep eden herkes, sırrında Rabbiyle yalnız kalmalıdır. Çünkü Allah, insan için zâhiri ve bâtını ancak bâtınında Allah ile baş başa kalsın diye yarattı. Bâtınında ve içinde kendisine bakıp sebeplerde O’nu temyiz ettikten sonra; zâhirinde de O’nu müşahede etmelidir. Böyle yapmasaydı, O’nu bilemezdi. O halde bâtınında ve içinden Allah ile halvete yönelen insan, sadece bu […]
Kûtü’l–Kulûb ve Halvet
Tek başına kalmamak için yalnızlığa tutunuyoruz… Görüntü çağında sürekli görünmek çabası içinde yaşayan insan, tek başınadır. O, bir şeyin yalnızlığını bile çekmez. Çünkü sürekli görünme arzusu ve çabası onu öylesine görünmez kılar ki bir süre sonra tek başına olduğunu bile fark edemez… İmaja ve simülasyona dönüşen hiçbir şey, var değildir. Tek başınalık, yalnızlık, uzlet, […]
Kesretten Halvet: Başkasızlığın İçinde Eylemi Kurmak

Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra,Büyülü, mavi, derin ve ışıl ışıl yanan,Bambaşka denizlere, bambaşka semalara,Şu kahrolası şehrin simsiyah havasından?Agathe, uçtuğu var mı ruhunun ara sıra? — Charles Baudelaire, Çeviri: Sait Maden. Kelâm–ı Kibâr: “Şöhret, büyük bir âfettir. Oysa insanlar kavuşmak ister ona. Uzlet ise büyük bir rahatlıktır fakat insanlar ondan burun kıvırır”. […]