Sayı 25: Sorun

Ahmet Ayhan Çitil • Ahmet Dağ • Baha Zafer • Dursun Çiçek • Eşref Altaş • İbrahim Halil Üçer • İhsan Fazlıoğlu • Kamuran Gökdağ • Kasım Küçükalp • Murteza Bedir • Ömer Türker • Selami Varlık • Tahsin Görgün Sonunda soru işareti olan her cümle gerçek bir soru içerir mi? İnsanlığı ilgilendiren sorunların kapsamlı […]

Garplılaşmanın Neresindeyiz? Önsöz

Birçok tenkitler ve bazı tekliflerle ortaya çıkan bu kitap, evvelce neşredilmiş olan Kültür Değişmeleri ve Maarifimizin Ana Dâvaları adlı tetkiklerde ele alınmamış olan meselelere hal çareleri aramaktadır. Binaenaleyh fikirlerin iyi anlaşılması ve teklif edilen tedbirlerin lâyıkıyla kıymetlendirilmesi bakımından her üçünün birlikte mütalâa edilmesi faydalı olacaktır. Bu kitap da ötekiler gibi, ihtisas sahamız olan ilim dallarında […]

Kitâbu’l–Burhân: Talep Edilenler ve Taleple Bilinenler Eşittir

Dördüncü Makale Birinci Fasıl [308] Zira şey ancak bilinmek için talep edilir. Bilindiği zaman da talep ve sorular düşer. Fakat bir kimse, talep edilenleri, “fasıl”, “nicelik”, “nitelik” ve başka sorularla artırabilir. Çünkü bunlar, bu yerde incelenmeleri bakımından dörttür. İkisi varlık sorusuna (hel) dâhildir. Bu ikisinden biri “şey var mıdır?” yani mutlak olarak var mıdır sorusudur. […]

Sorun Nedir? Teoman Duralı Bağlamında Bir Cevap Arayışı

Sorunu olanın sorusu vardır. Bir başka deyişle, sorularınız varsa sorunlarınız var demektir. Felsefî düşüncenin sağlam bir zemine sahip olup olmaması sorunun odak kılınıp kılınmaması ile doğru orantılıdır. Soru ile sorun arasındaki bağ, felsefe–bilim tarihinin doğru anlaşılması bakımından da önemlidir. Nitekim bu sağlanamazsa felsefe, bilim, sanat, hikmet birbirine karıştırıldığı gibi, felsefî düşünce de kendi sürecinde farklılıkları […]

İslam Siyaset Düşüncesi Neden Çağdaşlaşamıyor?

Bu yazının başlığındaki soru, esasında ilk bakışta göründüğü kadar masum değildir. Çünkü bu soru “çağdaşlaşma”yı kendiliğinden açık, nesnel, ortak, evrensel ve tarafsız bir ölçüt olarak kabul etmeyi de îmâ eder. Oysa çağdaşlık, tarihsel olarak belirli siyasal ontolojilerin içinde ve onlarla uyumlu bir şekilde tanımlanan hangi siyasal ontolojilerin konuşma, düzen kurma ve tanımlayıcı/belirleyici olma hakkına sahip […]

Teknolojik Tekillik ve Yapay Zekâ Sorunu: Öznellik ve Epistemik Otoritenin Dönüşümü

“Klasik” düşünce ve yapıların yerine “modern” düşünce ve yapıların ikâme edilmesiyle “teleolojik” bakışın yerini “mekânik” bakış aldı. Descartes’in “cogito” eksenli mekânik düşünce tasavvuru, ruh ve onun parçası olan aklın yerine beynin işlevi olarak gördüğü zihni ikame etti. Teleolojik merkezli dünya tasavvurunun yerini mekânik tasavvurun aldığının en büyük göstergesi ruhun yerini zihnin, aklın yerini zekânın almasıdır. […]

Aynanın Kendisi Nasıl Mümkündür?

I. Her türden nesneler tarafından kuşatılmış bir dünyada yaşıyoruz; ancak hiçbir felsefî çerçevede nesnelerin ya da temel ayrımların (özne – nesne, cevher – araz vb.) tek bir açıklamasını veren birleşik bir teorisine veya ontolojisine sahip değiliz. İster teknolojik nesnelerden ister doğal nesnelerden, demetlerden, olaylardan, gruplardan, hayvanlardan, kurumlardan ya da dilsel nesnelerden bahsediyor olalım, bugüne kadar […]

Metafizikte Konu–Mesele Farkına Problematolojik Bir Yaklaşım

Bilindiği üzere, metafizik gelenekte konu ile mesele arasındaki ayrım, önemli bir role sahiptir. Konu, bir bilimin kendine özgü nesnesini, yani genel ve önsel olarak hakkında konuştuğu şeyi ifade eder. Mesele ise bu konu hakkında ortaya konulan, kanıt, tartışma ya da açıklama gerektiren problemli sorulara karşılık gelir. Başka bir deyişle, konu, ortak bir anlaşılırlık alanı olarak […]

Şeceretü’l–Huld Nerede?

İnsanoğlunun aslî meseleleri vardır, bunların etrafında ise sayısız küçük mesele kümelenir. Aslî meseleler; özünde geçmiş, şimdi ve geleceğe taalluk eder. Daha küçük meseleler ise büyük meselelere bağlı olarak bilimler içinde yer tutar. Dolayısıyla önce kök meselelere işaret edip ardından bilimlerin meselelerine işaret etmek gerekir ve nihayetinde ikisi arasındaki irtibatın yönüne dikkat çekmek uygun olur. Kök […]

Fıkha Ne Oldu?

Hukukta Devletin Tekeli Mecelle’nin yürürlüğe girmesini İslam hukuk/fıkıh tarihinde bir dönüm noktası olarak almak gerekir. Zîra bu tarihten itibaren İslam tarihinde bilinen şekliyle fıkıhtan söz etmek artık mümkün olmayacaktır. Bu hem siyasî/idârî bakımdan hem de ilmî bakımdan böyledir. Ne demek istediğimi biraz açmam gerekirse Mecelle’ye kadar fıkıh ile devlet arasındaki ilişki, kabaca şu şekilde yürüyordu:  […]