Bir peygamberin dünyadaki hayatının sona ermesinin ardından onu takip edenlerin peygamberin getirdiği hakikat dünyasıyla irtibatı ne olacaktır? Hz. Peygamber’in âhirete teşrif ettiği saatlerde Hz. Ebû Bekir’de temessül eden sükûnet ve
Tasavvufu seyrüsülûk yoluyla insanın ahlâkî değerlerini keşfetmesi, geliştirmesi ve yaşama aktarması sürecini temel alan bir disiplin olarak görmek, yaygın bir alışkanlıktır. Buna karşılık tasavvuf ve ahlâk arasındaki ilişkiyi izah etmek,
Amellere ilişkin Kur’ân–ı Kerim’de ve hadis–i şeriflerde göze çarpan ayrımlar, genellikle amel–i sâlih/hasene ve amel–i sû’/seyyie (kötü amel) türlerinden bahsederken dinî ilimlerin gelişim sürecindeki temel tartışmalar, naslarda yer alan ifadelerin
Tasavvufun teşekkül sürecini kapsayan ilk birkaç yüzyıl boyunca, ticaret ile ilişki biçimlerini ve benimsedikleri dünya görüşüne bunların hangi açılardan mutabık olduğunu tespit etmek, toplum hayatına katılan birer özne olmaları bakımından
Tasavvuf geleneğinin ilk büyük eserlerinden el–Lüma‘nın müellifi Serrâc (ö. 378/988), sûfîlerin namaz ibadetinde dikkat etmesi gereken edeplerden (âdâb) bahsederken namazın ilk vaktini kaçırmamak adına “vakti bilme” işinin birtakım kaidelerinden bahseder.
Tasavvuf düşüncesinde aslın ne anlama geldiğine dair bir soruşturma, öncelikle kavramın içeriğine dair sûfîlerin öne sürdüğü görüşlerin çeşitliliği sorunuyla yüzleşmek zorundadır. Tıpkı “tasavvuf” ya da “mârifet” kavramlarının tanımı konusunda sûfîler
İlk tasavvuf yazarlarından Ebû Nasr es-Serrâc, (ö. 378/988) el-Lüma’ı niçin telif ettiğini izah ederken insanların sûfîler hakkındaki kanaatlerinin farklılaşmasına vurgu yapar. Ona göre sûfîler, hem “yüce mertebelere” çıkarılmakta hem küçümsenip
Fazlıoğlu: Bismillahirrahmanirrahim. Değerli arkadaşlar, Teklif’in Nebî ve Haber sayısı için toplanmış bulunuyoruz. Şimdi Nebî ya
Allah sana yardım etsin, bilmelisin ki: Nebî, meleğin yalnız başına Allah’a ibadet edeceği bir şeriat
Cemaat kuru bir kalabalık demek değil, rûh–i vâhidle hareket edebilen bir hey’et–i muntazama–i vahdâniye demektir.
İnsanların en üstünü, nefsini bilfiil akıl olarak yetkinleştirmiş ve amelî erdemler olan ahlâkları elde etmiş
Bu topraklardaki geleneğin ve kültürel aktarımın en önemli unsurlarından biri olan köy odalarındaki okumalara yetişen
XV. yüzyılın başlarında Bursa’da Süleyman Çelebi tarafından telif edilen Vesîletu’n–Necât (Mevlid); dinî, felsefî, kültürel ve antropolojik
Copyright © 2025 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.