Mâkûliyetin kendisini göstermesini beklediğimiz zemin, öznel deneyimdir. Basitçe ifade etmek gerekirse, düşünce tarihinin tüm sorunlarında yankı uyandıracak şekilde şu nokta ifade edilebilir: Öznel deneyim (subjective experience) açıklanabilir ve bu deneyimin
I. Her türden nesneler tarafından kuşatılmış bir dünyada yaşıyoruz; ancak hiçbir felsefî çerçevede nesnelerin ya da temel ayrımların (özne – nesne, cevher – araz vb.) tek bir açıklamasını veren birleşik
Köken Konum Arayışında Teknoloji Beceri anlamına gelen techne kelimesinden uzun bir yolculuk sonunda türeyen teknoloji, kökünde yer alan beceri ve maharet anlamından ne derece ayrılmıştır? Beceri ve maharet, bireyi imleyen
Dünyanın düzenli ve kurallı olduğu yaygın bir düşüncedir. Bu kadar düzenli olduğu için, geçmişteki ya da gelecekteki durumu hakkında çoğu pratik olarak tanımlanabilecek amaçlar için güvenilir birçok öngörü ve tahminde
Gökbilimciler on yıllardır evreni, bize yakın konumdaki galaksileri ve galaksimizi inceleyerek bizimkine benzer gezegenler arıyor. 1995 yılında iki astrofizikçinin bulduğu gezegenle başlayan arayış, günümüze kadar devam etmektedir. Ancak hiçbir güneş
Kant felsefesinin temel yaklaşımına dayanan doğa düşüncesinin on dokuzuncu yüzyıl fiziği üzerinde etkisi, ilk olarak Immanuel Kant’ın Doğa Bilimlerinin Metafizik Temelleri’nde (1786) teşvik ettiği matematikselleşme sürecinde görülebilir. Eserin önsözünden itibaren
Newton’un kütle çekim yasasını ortaya koyduğu 1687 yılından başlayan mekanik araştırmalarının, daha genel ifadesi ile Klasik Mekaniğin doruk noktası olması ve Kuantum Mekaniği ile aynı teorik zeminde bir araya gelmemesi
Soruları peş peşe dizmek ile başlayabiliriz: Neden bağıntısı gerekli midir? Algı ve duyumlamanın belirli bir işlevi (ergon) yerine getirmesi için neden bağıntısı olmalı mıdır? Daha derinde yatan sorulara doğru da
Aristoteles Ruh Üzerine adlı eserinin III. alt bölümünün hemen başında beş duyu dışında duyu olmadığına dair argümanlarını sıralar. Duyumsanabilir olan ancak temas üzerinden ya da temas etmeksizin duyumsanır. İlk durumda
Bilimlerde akıl, bilgi nesnesiyle iki şekilde ilişkili olabilir: » Bu nesneyi ve kavramını yalnızca belirlemek
Mâkûl, idrâk edilen demektir. Birinci derecede akledilenler, ister var ister yok olsunlar ister basit bileşik
Filozoflar şöyle demiştir: Aklın yani nâtık nefsin taakkulünün mertebeleri dörttür. Birincisi, heyûlânî akıldır. Bu akıl,
Şunu bil ki işlerin hakikati akılla bilinir; iyilik ve kötülüklerin ayrımı ancak akılla yapılır. Akıl
Aydınlanma süreci ve modernite ile birlikte Batılı biçimde düşünmenin ve akletmenin evrenselliği neredeyse tüm toplumların
Gündelik dilde “rasyonel” sözcüğü; akıllı, ölçülü veya gerçekçi davranan kişiyi anlatır. İktisat teorisinde ise rasyonellik,
Copyright © 2026 Teklif Dergisi | Tüm hakları saklıdır.