Nazar ve Müşâhede

Muhammed Ali et-Tehânevî

Muhammed Ali et-Tehânevî



MÜŞÂHEDE (المشاهدة)

Dış ya da iç duyulardan biri ile idrak etmektir. Müşâhedât, mahsûsâttır [yani dış ya da iç duyular vasıtasıyla tasdik edilen şeylerdir]. Daha önce geçtiği gibi, genel ya da daha özel ele alınabilirler. Tecrîd şârihi kıyasları kendileriyle birlikte olan önermelere müşâhedat demiştir. 

Sülûk ehline göre müşâhede, —âdeta gözle görüyormuş gibi— Hakk’ın kalp gözüyle şüphesiz bir şekilde görülmesidir.

Keşfü’l–lügât’ta şöyle geçer: Şühûd (görmek) sâliklere göre Hakk’ı Hak ile görmektir. Yani bunu elde eden, suretler ya da manalar olarak vehmedilmiş olan kesret mertebelerini geçip tevhid–i iyânî makamına varmış, “Ben onun işiten kulağı, gören gözü olurum.” şeklindeki meşhur hadîs–i şerîfte belirtilen hüküm ile bütün varlıkların suretlerini Hakk’ın gözüyle görmüştür. Çünkü o, kendi nefsini ve bütün varlıkları Hak ile kâim olarak görmektedir. Kesin biçimde ötekilik (gayriyyet) ve ikilik (isneyniyyet) onun nazarından kalkmıştır çünkü gördüğü her şey ve bildiği her şey Hak’tır. 

—Çev. Ahmet Murat Özel

VİSÂL (الوصال)

Sâliklere göre vusûlün ve ittisalin eş anlamlısıdır. İttisal, Hak dışındakilerden kopmaktır. Onunla kastedilen birinin biriyle birleşmesi değildir. Çünkü bu birleşme iki cisim arasında olur. Hak için bunun düşünülmesi küfürdür. Bu sebeple Hz. Peygamber, “Hak ile ittisal, mahlûktan kopuş kadardır.” buyurmuştur. Kimileri de demiştir ki, kopmayan buluşmaz; yani iki dünyadan kopmayan, iki dünyayı yaratan ile buluşmaz. Visâlin en düşük mertebesi, uzaktan da olsa, kulun rabbini kalp gözüyle görmesidir. Yani visâlin en alt derecesi, kulun rabbini kalp gözüyle görmesidir. Velev ki bu visâl ve rüyet uzaktan olsun. Eğer perdenin kalkmasından önce olursa, bu rüyet uzaktandır. Bu rüyete, muhâdara denir. Eğer bu rüyet perdenin kalmasından sonra ise ona mükâşefe denir. Mükâşefe, ancak perdenin kalkmasından sonradır. Yani sâlik, ancak ondan perdenin kalkmasından sonra, Allah’ın bizimle hâzır, bize nâzır ve bizi gören olduğunu kalbinde yakînen bilir. Bu durum için de visâlin en alt derecesi denir. Perdenin kalkmasından sonra ve zâtın tecellîsi esnasındaki keşf ile sâlik en üst müşâhede makamına yükselir. Buna en üst derecedeki visâl denir. Sâlik, muhâdara makamıyla başlar, sonra mükâşefe makamına, sonra müşâhede makamına geçer. Muhâdara, telvîn ehli içindir, müşâhede temkin ehli içindir. Mükâşefe ise müşâhedenin istikrar kazanmasına kadar, bu ikisinin arasındadır. Muhâdara, ilme’l–yakîn ehli içindir. Mükâşefe ayne’l–yakîn ehli içindir. Müşâhede ise hakka’l–yakîn ehli içindir (bk. Sadeddîn Hayrâbâdî, Mecmau’s–sülûk). 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun