Müphemliğin İki Veçhesi: Gayb, Hakikat ve Metaforun Epistemik Sınırı Üzerine Bir Mülahaza

Kasım Küçükalp

Kasım Küçükalp



Batı düşüncesi tarihinin, düşünce konusu kılınan her şeyi “bu nedir?” sorusu ekseninde beşerî epistemik pratiklere referansla özsel bir belirleme veya inşâ sürecine tâbi tutan bir muhakeme mantığı içerisinde olageldiği söylenebilir. Birçok çağdaş düşünürün de bilhassa altını çizdiği üzere, söz konusu düşünce pratiğinin en belirgin karakteri, başlangıcından itibaren logos–merkezci bir meşrûiyet ve mâkûliyet mantığı içerisinde olmasıdır. Antik Yunan’dan itibaren, bilhassa Aristotelesçi düşünce–varlık özdeşliği fikrinden neşet eden ve Batı metafiziğinin temelini oluşturan bu yaklaşım; görünüş–gerçeklik ayrımı bağlamında yalnızca düşünülür olanı gerçek addeden bir meşrûiyet mantığı içerisinde “gerçekten var olan”ı akla (logos) referansla temellendiren bir düşünme pratiğine karşılık gelir. Buna göre, düşünce konusu kılınan herhangi bir şeye yönelik epistemik bir yargının hakikat değerine taşınabilmesi ancak ve ancak akla referansla tutarlı bir epistemik teori içerisine yerleştirilebilmesi ve buna bağlı olarak da logos mantığına uygun dilsel temsillerle ifade edilebilmesiyle mümkündür. 

Batı metafizik geleneğinin hümanistik doğasının da temelini teşkil eden logos–merkezciliğe yöneltilen çağdaş eleştiriler nokta–i nazarından bakıldığında insan aklının ve buna bağlı olarak da beşerî epistemik güçlerin temsil kabiliyetinin hakikat için mutlak bir ölçüt statüsüne taşınması, düşünce konusu kılınan her şeyin, başka türlü olma imkânlarından mahrum edildiği epistemik bir şiddeti de beraberinde getirmiştir. Aslına bakılırsa nazar etmeyi “aklın gözüyle görmek”le özdeşleştiren logos–merkezci karakterdeki söz konusu düşünme biçiminin vücut verdiği epistemik şiddetin, hakikatin beşerî epistemik pratikler dolayımıyla kavramsallaştırılması anlamında, duyulur olanın ardında olduğu düşünülen, hakikatin beşerî düşünce yoluyla gerçek anlamdaki aşkınlığından veya farklılığından edilmek sûretiyle insan idrâkine indirgenmesinden neşet ettiği söylenebilir. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun