Yeşil kelimesinin, yalnızca Türkçe denilen dil içinde bir gönderimi vardır ve bu gönderim ancak Türkçe’nin sözlük küresindeki uzayda girdiği ilişkilerle bir anlama sahiptir. Bahse konu sözlük küresi, kökçe vazʻî olmakla birlikte, canlıdır; içinde varlığa gelen kelimeler, ister hakikî ister istîmalî açıdan olsun birbirleriyle girdikleri ilişkilerin belirlediği bir kurallılık içinde hayat sürerler. Doğarlar, büyürler; bir yerleri ve işlevleri vardır; girdikleri ilişkilerin yönlendirdiği, hatta tayin ettiği hareketleri neticesinde mevcut gönderimleri daralır, genişler, azalır, çoğalır, melezleşir, başkalaşır; hatta ölürler. Tüm bu süreçler, bilinçli ya da bilinçsiz, sözlük küresinin de içinde varlığa geldiği kültürün hayat küresindeki ya da daha geniş anlamıyla tarih küresindeki maddî ya da manevî sâbiteler ve değişkenlerden oluşan görünür–görünmez bileşenleri tarafından, iç ve dış diğer kürelerin de dâhil olduğu, belirli bir kurallılık içinde yönetilirler. Söz konusu yönetim, tabiattaki gibi, bir tür doğal kimyevî gelişim ve dönüşüm tarzında, yüzlerce yıl içinde ağır ve yavaş olabileceği gibi, laboratuvar ortamına benzer şekilde dış müdahalelerle yapay kimyevî, hatta simyevî yollarla da gerçekleştirilebilir.
Bir adım öne atıp “Ağaç, yeşildir.” cümlesi kurulduğunda hem ağaç hem de yeşil kelimelerinin, yukarıda kısaca dile getirilen nitelikleri paylaştıklarından benzer özellikleri hâiz oldukları rahatlıkla söylenebilir. Hatta tek tek paylaştıkları özellikler, bir cümle içinde bir araya getirildiklerinde, yenilerini kazanmalarının yanında, tekilliklerini aşan yeni özelliklere sahip olurlar. Bu nedenle, “Ağaç, yeşildir.” cümlesinin mısdâkı da, yine ancak, Türkçe’nin bir bütün olarak var–kıldığı dil küresindeki uzayda ve bu uzaydaki ilişkilerde mümkündür. Başka bir deyişle, bu tür bir cümlenin anlamı, şimdiye değin dile getirilen çerçevede, canlı bir dil küresinin her bir unsurunun yerlerinin, işlevlerinin ve birbirleriyle girdiği karmaşık ama kurallı ilişkilerinin ürettiği olağanüstü hareketlilik içinde varlığa gelir. Bu hareketlilik de, tekrar pahasına, meydan geldiği kültürün hayat küresindeki ya da tarih küresindeki maddî ya da manevî sâbiteler ve değişkenlerden oluşan görünür–görünmez bileşenleri tarafından, iç ve dış diğer kürelerin de dâhil olduğu, belirli bir kurallılık içinde yönetilir. Söz konusu yönetim, yukarıda da değinildiği gibi, doğal ya da yapay yollarla yürütülebilir.