Misâl ile hikâye: İlm-i siyâseti fabllar üzerinden okumak Hümâyunnâme

İhsan Fazlıoğlu

İhsan Fazlıoğlu



Osmanlı dönemi Türk âlimi ve müderrisi Alâaddin Ali Çelebî (ö. 1543) tarafından Kânûnî Sultan Süleyman’a sunulan Hümâyunnâme adlı eser, içinde yaşadığı çağın sanat anlayışı çerçevesinde Kelime ve Dimne’nin, Vâiz-i Kâşifî (ö. 1505) tarafından Envâr-i Süheylî adlı Farsça tercümesinden beş yılda hazırlanan bir tür çeviri-telifidir. Ali Çelebî, eseri her açıdan yeniden üretmiş, nesir ve şiirlerle zenginleştirmiş; Bursa’nın tabiatıyla bezemiş, Türk-Osmanlı kültürünün içeriğine uyarlayarak yerlileştirmiştir. Hem Türk hem de yabancı yazar ve araştırmacılar tarafından uzun yıllar Türk nesir sanatının şaheseri kabul edilmiştir. Nevîzâde Atâî (ö. 1635) tarafından her Osmanlı-Türk kültür insanının Türkçe ifade için okumak zorunda olduğu üç eserin birincisi olarak zikredilmiş; geç dönemde Namık Kemâl tarafından bile Türk edebiyatının büyük bir eseri olarak görülmüştür. 

Brattuti tarafından iki cilt olarak İspanyolcaya (1654-1659), Galland tarafından Fransızcaya (1724) çevrilmiş; daha sonra bu tercüme genişletilerek üç cilt halinde basılmış (1778) ve pek çok baskısı yapılmıştır. XVII. yüzyılın son çeyreğinde Almanca, İsveççe, Felemenkçe ve Macarcaya aktarılmış; Galland çevirisinden Malay (1866) ve Java (1879) dillerine tercüme edilmiştir. 

XIX. asrın ilk yarısına gelindiğinde Hümâyunnâme 50’yi aşkın dile çevrilmişti. 1876 ve 1904’deki çevirileriyle de Rusça yayınlanmıştı. Üzerine de pek çok çalışma yapılan eser hakkında en kuşatıcı çalışmalardan biri XIX. yüzyılın başında E. von Diez tarafından kaleme alınır. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun