Kuantum Teorisi ve Bilinebilirliğin Sınırları

Enis Doko

Enis Doko



İnsanlık tarihinde açıklama gücü göz önüne alındığında tartışılmaz en başarılı teori Kuantum teorisidir. Atom, moleküler, nükleer, optik, katı hal fiziği, temel parçacık fiziği, yıldızların çalışması gibi onlarca farklı alandaki neredeyse her gözlem Kuantum teorisi tarafından büyük bir hassasiyet ile açıklanmaktadır. Ancak tüm bu başarıya rağmen Kuantum teorisi insan sezgileri ile çelişen, anlaşılması zor fenomenler öngörmektedir; bu fenomenlerin hepsi akıllıca tasarlanmış çok sayıda bağımsız deneyler ile doğrulanmaktadır. 

Kuantum teorisinin en ilginç yönlerinden biri onun nomolojik indeterminist bir dünya tasavvuru ortaya koymasıdır. Determinizm geçmişin geleceği tamamen belirlediği ve dolayısı ile tek bir mümkün gelecek olduğu iddiasıdır. Determinizmin farklı türleri vardır; bir tanesi teolojik determinizmdir. Buna göre gelecek Tanrı tarafından tamamen belirlenmiştir. Klasik düşüncede nedensel determinizmden söz edilirdi; buna göre geçmiş geleceği nedensellik ile belirlemektedir. Üçüncü ve çağdaş felsefede en çok tartışılan konu nomolojik determinizmdir. Nomolojik determinizme göre geçmiş (daha teknik tabir ile evrenin başlangıç koşulları) ile fizik yasaları evrenin geleceğini tamamen belirler. İndeterminizm ise determinizmin yanlış olduğu iddiasıdır. Kuantum öncesi fizik, Newton mekaniği ve ona yapılan eklemeler (elektromanyetik teori, termodinamik, vs.) deterministti. 

Determinizm epistemolojik değil ontolojik bir kavramdır. Gelecek, doğa yasaları ve başlangıç koşulları tarafından tamamen belirlense de bizim bunu bilmemiz önünde hâlâ engeller olabilir. Her şeyden önce evrenin geçmişini, yani başlangıç koşullarını bütün ayrıntıları ile bilmek mümkün değildir. Bunları bilsek bile, doğa yasalarını tarif eden diferansiyel denklemleri çoğu gerçekçi sistem için çözmek kolay değildir. Hatta iki nesneden daha çok nesneyi içeren sistemlerin denklemlerini analitik olarak çözmek mümkün değildir. 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun