Bedenin Küresel Ekonomisi

Teklif

Teklif



Geleneksel dünyanın tabiatı anlama ve onunla ahenk içinde yaşama tecrübesi, yerini Francis Bacon’la yükselen bilim anlayışına yani doğanın sistematik gözlem ve deney yoluyla bilinmesi ve kullanılabilir hale getirilmesi arzusuna bırakmış; böylece insan bedeni bir araştırma nesnesine dönüşmüştü. Doğaya ve insana hâkim olma arzusu, modern bilimin temelini oluştururken bilimsel araştırmalara yön veren bu dürtü, pek çok etik sorgulamayı dışarıda bırakmıştı. Bu durum edebiyat dünyasında ilk bilim kurgu roman olarak kayda geçen Mary Shelly’nin 1818’de kaleme aldığı Frankenstein ya da Modern Prometheus adlı eserinde dikkat çekici biçimde tartışılmıştı. 

Romanın kahramanı Doktor Frankenstein, bilimsel araştırma tutkusuyla yanan ve doğanın gizli kanunlarını öğrenmeye yönelik araştırmalarında vecde yakın bir his yaşadığını söyleyen; bu minvalde insanı ölümsüzleştirmeyi ve “görkemli bir buluş” yapmayı arzulayan biriydi. Shelly’nin döneminde ses getiren galvanizm deneylerinden ilhamla, roman kahramanı Dr. Frankenstein da hayvanlar üzerinde acı verici deneyler gerçekleştiriyor, mezarlıklardan insan bedenlerine ait parçalar topluyordu. Nihayet bu parçaları bir araya getirerek kendi sonunu hazırlayacak bir canavar oluşturmuştu. Ancak ortaya çıkan bu korkunç yaratık, bizzat Dr. Frankenstein tarafından iğrenç bulunup terk edilince sevgi arayışındaki yaratığın öfkesini ve yıkıcılığını tetikledi. Hayatı altüst olan ve tüm sevdiklerini müsebbibi olduğu varlık sebebiyle kaybeden Doktor, canavarı ortadan kaldırmaya çabalarken son nefesini vermeden önce muhatabına bir tavsiyede bulundu: “Elveda Walton! Mutluluğu huzurda ara, tutkulardan sakın; bilimler, keşifler alanında ön plana çıkmak gibi masum bir tutku olsa bile... Bunu neden söylüyorum ki? Ben bu umutlar içinde darmadağın oldum, gelgelelim başkası muvaffak olabilir.” (s. 240) 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun





Yazar