Dördüncü Makale
Birinci Fasıl
[308] Zira şey ancak bilinmek için talep edilir. Bilindiği zaman da talep ve sorular düşer. Fakat bir kimse, talep edilenleri, “fasıl”, “nicelik”, “nitelik” ve başka sorularla artırabilir. Çünkü bunlar, bu yerde incelenmeleri bakımından dörttür. İkisi varlık sorusuna (hel) dâhildir. Bu ikisinden biri “şey var mıdır?” yani mutlak olarak var mıdır sorusudur. İkincisi “şey, bir şey olarak var mıdır?” sorusudur. Mesela: “cisim, bölünmeyen parçalardan bileşen olarak var mıdır?”. Bu iki varlık sorusundan her birini bir illet sorusu (lime) izler ve ona mahiyet sorusu bitişir. Fasıl sorusu ise mahiyet sorusunun uzantılarındandır.
[309] İllet sorusu, ya konunun mutlak olarak varlığı veya yokluğuna dâir hükmün illetini talep eder ya da konunun bir durumda varlığı veya yokluğuna dâir hükmün illetini talep eder. Bunların hepsinde ya hükmün illetinin talebi, varlığın illetini talebe geçer ya da geçmez. En uygunu, mutlak olarak varlığı açıklayan kıyasın istisnai şartlı kıyas olması ve onun illetinin de şartta bulunmasıdır. Diğerlerinde ise en uygun olan, illetin orta terim olmasıdır.
[310] Mahiyet sorusuna gelince bu soru, iki varlık sorusundan basît olanını (yani mutlak varlık sorusunu) açık bir şekilde izler. Çünkü bir şeyin mevcut olduğu bilindiğinde mevcut olan o şeyin ne olduğu talep edilir.