Görüntü ve Gerçeklik

Dursun Çiçek

Dursun Çiçek



Aynaların egemen olduğu bir dünyada yaşar modern insan. Sabah aynaya bakarak başlar güne… Aynada baktığı ve gördüğü kendisi değildir. Çünkü kendilik kaybolmuştur modern çağda. Onun yerini kendilik görüntüsü almıştır, ben gösterisi, nesi bilinmeyen özne… Aynaya bakar her sabah, her daim ve aynadaki kendisini kendi yaparak devam eder yaşamın akışında. Ayna bir ekrandır artık, temsil bağlamı olmayan. Sonra kendini giyinir aynanın karşısında. Görüntüsünü giyinir. Kıyafetleri görüntüsüne uygun. Hepsi birer imaj ve hepsi birer gösteri aracı. Çünkü kıyafetleriyle göründüğünü bilir. Sanki onlar da bir ayna. Bir anlamda aynadaki kendini giydirir…

Saati, bilekliği, gözlüğü, ayakkabısı, pantolonu, ceketi, gömleği, hatta gözündeki lensin rengi bir görüntüdür. Her birinin markası birer örtü. Yüzündeki boya, krem, pudra, boynundaki aksesuar hep görüntü... Kendini bir heykele benzetir sanki, kendini bir plastik bebeğe, kendini bir makete… Estetik anlayışı matematiksel, fiziksel, geometrik…

Tüm bunları yaptıktan sonra görüntü vasıtası olan aynaya tekrar bakar. Görüntüsünü bir kez daha görür. Görüntüsü de onu görür ve olup olmadığının onayını ondan alır. O tamam derse gülümser… Tamam der huzur bulur.

Sonra duvardaki dağ manzaralı resme/fotoğrafa bakar derin bir nefes çeker. Akvaryumun karşısına oturur dalar ummana… Penceresinin önünde duran saksılardaki çiçeklerden toprağın ve tabiatın kokusunu duyumsar, içine çeker. Kafesin içindeki kuşun sesi onu yeniden üstü bulutlu dağ manzaralı fotoğrafına götürür. Bir müddet kuş sesini dağlara taşır. Gözlerini kapatır dağlara gider. İçtiği sallama çayın bittiğini fark eder. Karşı duvardaki Görünüyorum o halde varım yazısına derin derin baktıktan sonra her yanı müzeyi andıran, hayattan çok kurgulanmış bir yaşamı sığdırdığı evinden çıkmak üzere kapıya yönelir. Evi bir apartmanın içinde kutuyu andırır. Bildiğimiz mekân değildir ev. Her yer apartman. Dikey mimarînin göklere meydan okuyan tezahürü. Gerçi yatay olanlar da maket. Kutuları andıran evler yaşam dolu belki ama hayatsız… Hayatı yok evlerin. Üst üste gökleri delen kutular mezarı da andırır mezar taşını da… 




Makalenin devamını okumak için Abone Olun